Kürdistan

TEVKURD; SORUNLARI VE GELECEĞI

TEVKURD siyasi bir proje olarak doğru, hatta atılması geç kalınmış bir adımdır. Burada sorun yok. Ama her doğru siyasal proje hayatta vücut bulur diye bir genel kural da yoktur.

TEVKURD adı, ulusal demokratik hareket yönünden kapsayıcı olduğu kadar ağırlığı da olan bir ad. TEVKURD’ün açılımı olarak Kürt Ulusal Birlik Hareketi gibi bir ismin politik, örgütsel gereklerini yerine getirmek kolay değildir. TEVKURD bu zorluğu farklı açılardan sürekli yaşadı, yaşıyor.

TEVKURD’ün sorunları, elbette aşılması gereken sorunları, kongre ortamına bırakılmadan bugünden merkezi, yerel, her düzeyde ele alınıp tartışılmalıdır. Bu tartışmayı TEVKURD bileşenleri hem kendi özgün platformlarında hem de TEVKURD resmi platformlarında sürdürmelidirler. Yoksa sorunlar ve çözüm arayışları, “nasıl olsa kongreye gidiyoruz” denilip kongrenin kendisine bırakılırsa, orada hiçbir şeyi çözemeyiz. Aslında TEVKURD birkaç ay öncesinden, yani kongre tarihinin belirlendiği andan itibaren kongre sürecine girmişti. O günden itibaren kongre hazırlık çalışmaları sürdürülmeliydi. Ama çok önceden belirlenmiş olmasına rağmen, kongre hazırlık komisyonunun ancak birkaç gün önce toplanabildiğini öğrendim. Geç kalındı, fakat işler bir parça sıkı ele alınırsa ve zaman geçirmeden herkes şimdiden tartışma ve arayış sürecine girerse, zamandan kaynaklı gecikme de telafi edilebilir.

Bir şeyi tekrar da olsa belirteyim; TEVKURD siyasi bir proje olarak doğru, hatta atılması geç kalınmış bir adımdır. Burada sorun yok. Ama her doğru siyasal proje, her doğru politik ve örgütsel adım hayatta vücut bulur diye bir genel kural da yoktur. Halkların, toplumların, sınıfların ve de partilerin tarihi, sadece yanlışların değil, yanı sıra bazen doğruların da mezarlığı olmuştur. Demek istediğim, ideolojik-politik olarak doğru kurgulamış olmak, bir siyasal-örgütsel projenin başarısı için tek başına yeterli değildir. Başarı için doğru kurgulamış olmanın yanı sıra başka faktörler de gereklidir. TEVKURD sorunlarının çözümünü ele alırken bunu gözden ırak tutmayalım.

Kuzey Kürdistan’daki ulusal demokratik birlik arayışları sürecinde önce KUDÇG, sonra program ve tüzüğün üretilmesiyle TEVKURD’e ulaşıldı. Ancak belirli bir momentten sonra adım adım genişleyeceğine, tersine bir süreç yaşandı. Süreçte TEVKURD daraldı. Hamle yapalım derken, tersine belli ölçüde geriledik. Niçin?

Son yıllarda toplantı gündemlerimizden birini daima TEVKURD oluşturdu. Belki daha fazla oluşturmalıydı. Şimdi gerek TEVKURD’ün yaklaşan kongresi, gerekse bu süreçte TEVKURD’ün çözülmesi gereken sorunlarının artmış olması nedeniyle daha bir yoğunlukla TEVKURD’ü ve aşılması gereken sorunlarını ele almamız gerekiyor. TEVKURD’ün sorunları açıklıkla ve tüm derinliğiyle ele alınmalı. Sorunların tespitinde duygularımızı işin içine katmamaya özen göstermeliyiz. Elbette duygusuz-ruhsuz bir siyaset de, TEVKURD de olmaz. Zaten ben de bundan söz etmiyorum. Söylediğim şudur: TEVKURD’ün mevcut sorunları belirlenirken duygularımız ya da olmasını istediklerimiz mevcut sorunlarımızı perdelememelidir.

Öne çıkan belli başlı sorunlar

Birincisi; TEVKURD gerek örgütlü ve bağımsız kadrolarının toplamından olmak üzere kendi bileşenleri üzerinden olsun, gerekse doğrudan kendi politik programı uğruna mücadele üzerinden olsun kitlelerle buluşamadı. Bu açıdan fotoğrafın bütününe bakıldığında, sorun sadece TEVKURD’ün kitlelerle buluşamaması değil, yanı sıra politize olmuş kitlelerin belli bir siyasal akım tarafından sokakta yönlendirilmesi gibi bir durum var. Beğeniriz, beğenmeyiz ayrı bir tartışma konusu, ama Kürdistan’da ulusal demokratik talepler üzerinden politize olmuş kitleler bugün, TEVKURD ve onun örgütlü bileşenlerinin etki alanının dışında hareket halindeler. Dahası sokak eylemliliğinin çıtasını yükseltmesi nedeniyle de TEVKURD’ü baskılamaktadır.

TEVKURD-kitle ilişkisinin sorunlu olması birçok şeyi zincirleme etkilemektedir. Örneğin; hamle yapabilmesi için gelip yüzleştiği sorunlardan biri olan salondan sokağa çıkamıyor ki, sorunlarının başında da bu gelmektedir. Yine kitlesel dayanaktan yoksun olması nedeniyle politik hedeflerini sokağa taşıyamıyor, dolayısıyla siyaset denklemine etkin giremiyor. Bu da sorunlara yol açmaktadır. Yani TEVKURD’ün kitlesel dayanaktan yoksun oluşu bir nevi sorunlarımızın anasını oluşturmaktadır.

Öncelikle bunun bilincinde olarak diğer sorunlarımızı ele almakta yarar vardır. Sürekli kendi kendimizi eleştiren tutum, giderek kendine dönük haksız bir eleştirinin de ötesinde eleştirinin ağır bir yük oluşturmasına da yol açıyor. Buna da dikkat etmekte yarar var.

İster politik bir cepheye ilişkin olsun, ister politik bir partiye dönük olsun, yığınlar ile siyasal kadroların bakışları farklıdır. Kadrolar olguya ideolojik-politik olarak bakıp tutum alırken, kitleler ekonomik, sosyal ve siyasal çıkarları, yani maddi çıkarları ekseninden bakar ve ona göre tutum alırlar. Buradan bakıldığında, Kürt halkı maddi çıkarlarından hareketle TEVKURD ile ilişkilenemiyor. Çünkü bu açıdan TEVKURD onlar için bugün somut bir şey ifade etmiyor.

TEVKURD’ün kitle ilişkisi sorgulanırken, bir de ulusal kurtuluş mücadelesinin mantığı ve TEVKURD programının öngörüleri açısından bakmakta yarar vardır. Program özü itibarıyla bir cephe programıdır. Olması gereken, Kürt ulusunun bünyesinde karşıt sınıf çıkarları olan sınıfların kendilerini siyasal temsilcileri aracılığıyla TEVKURD’de temsil etmeleridir. Ancak Kürt egemen sınıfları, özellikle büyük sermaye ve toprak burjuvazisi, iktidar ve nimetleri kimin elindeyse onlar da oradalar. Daha somutta bunların ezici çoğunluğu iktidar partisi AKP başta olmak üzere TC rejiminin partileri safındalar. Ancak küçük ve orta işletmelerin bir kısmı, yerel iktidarı ellerinde tutan BDP’yi desteklemektedirler. Geçerken burada bir tespitte de bulunmak gerekiyor: Egemen sınıfları dikkate alan politik programlara ve çıkartılan ısrarlı çağrılara rağmen, Kuzey Kürdistan’da ulusal demokratik hareketin hem kitlesel hem de kadrosal gücünü esas olarak yoksullar, emekçiler oluşturmuştur. Bundan sonra da bu tablo değişmeyecektir. TEVKURD neden kitlesel dayanak bulamıyor sorusuna bir de buradan bakılmasında yarar vardır.

İkincisi; TEVKURD kurgulanırken klasik cephe yapılanmalarını bire bir tekrarlamadan, esas olarak Kürdistan’ın özgül koşullarının ürünü olan bir yapılanma hedeflenmiş ve eksikleri olsa da bu TEVKURD tüzüğü üzerinden somutlaşmıştı. Uzun tartışmaların ardından ulaşılan model ana hatlarıyla doğruydu, bugün de doğruluğunu koruyor.

Model ana hatlarıyla doğrudur demek, sorgulanacak, gerektiğinde yeniden ele alınıp şekillendirilecek yönleri hiç olmayacak manasına gelmez, gelmemelidir. Kongreye giderken pratiğimizin-pratiksizliğimizin toplamı irdelendiğinde, ele alınması gereken sorunlardan biri yerel birimlerdir. Başından beri tüzük ve özellikle yerel birimler yorucu bir tartışmaya neden olmuştur, halen de olmaktadır. Üzerinde yapılan bunca tartışma ve arkalanan bunca zamana rağmen yerel birimler alanında yaşanan sorunlar aşılamamıştır. Bunun günahını tek başına, halen TEVKURD kurucu üyesi olan ve belli bir aşamadan sonra yerel birimlere karşı çıkarak “merkezi kurumlar ve görevler dışında yerel hiçbir birimde yer almayacağız” diyen bir siyasi harekete yüklemek de doğru olmaz. Kongreye giderken yerel birimler sorununu sorgulayıcı olarak ele almamız gerekiyor. Yerel birimler, kongre sonrasında başta Diyarbakır olmak üzere hiç olmazsa 6-7 ilde kurulamayacaksa, yani kongre öncesi tartışmanın sonuçları bize bu verileri az çok sunmayacaksa, o zaman kongre kararı ile yerel birimleri tüzüksel zorunluluk olmaktan çıkarmak gerekir. Dünyanın sonu değil; iki kongre arası bir dönemde yerel birimler olmadan TEVKURD faaliyetini sürdürmelidir.

Ayrıca her şeyi tüzük ile izah etmeye ya da her şeyi illaki bir tüzük hükmü haline getirmeye de gerek yoktur. Bir tüzük hükmü olmaktan çıkarılsa bile, doğal zemini ve dinamikleri olan ya da iradi bir tutumla oluşturulacak olan her yerde yerel birimler için bir engel yoktur, olmamalıdır da. Tüzük hükmü olmaktan çıkarılmış olmasına rağmen İstanbul ve İzmir yerel birimleri devam etmek isterlerse, hatta yer tutup ayrı mekanlarla varlıklarını sürdürmek isterlerse, buna kim kalkıp “siz tüzük dışı davranıyorsunuz” diyerek karşı çıkacak? Amed, Mardin yeniden yerel birim kurarsa, Antep, Malatya Urfa, Van dipten gelen bir ihtiyaç ve arayışla yerel birimlere ulaşırsa, buna kim kalkıp “siz tüzüğü aşıyorsunuz” ya da “tüzük dışı davranıyorsunuz” diye çıkışacaktır? Hiç kimse!

Ortadoğu çapında genellemek belki haksızlık olur ama biz Kürtlerde tüzük ve programın genellikle kongreden kongreye hatırlandığı gerçeği göz önüne alınırsa, her şeyi önceden belirlemek yerine, belki de fiiliyatın yani hayatın kendisinin kuralları (tüzük hükümlerini) bir parça aşmasını bilinçli olarak hedeflemek gerekir.

Üçüncüsü; büyük bir misyon yüklenerek çıkarılan TEVKURD dergisi alanında yaşanan sorunlarımız da var. Derginin tabanda, kadrolarda beklenen ilgiyi halen görmemesi ya da beklenen ilginin yaratılamaması, dağıtım ve parasal sorunlar gibi sorunlarımız var. Ama bence bu sorunları da kısmen besleyen ve dolayısıyla daha da önemli olan, derginin niteliğidir. Dergide çıkan yazıların çoğunluğunun aynısı/benzeri eğer her gün X ya da Y sitesinde hatta Kürt sitelerinin tümünde bolca yer alıyorsa -ki yer aldığı kanaatimdeyim-, o zaman bu dergiye ne ihtiyaç var diye hepimizin oturup düşünmesi lazım. Ben halen aynı görüşteyim; TEVKURD’ün ihtiyaç duyduğu dergi, güncel politik yazılar ağırlıklı bir dergi değildir. Tersine, gücü, bileşenleri ve sürecin niteliği dikkate alındığında, ihtiyaç duyulan ideolojik, felsefi ağırlıklı bir dergidir. Böyle bir dergide nitelik sorunu daha çok yaşanacaktır denilebilir. Evet, böyle bir ihtimal vardır, o zaman da çıkarmamak çıkarmaktan daha iyi olur(!)

Bütün bunlardan hareketle TEVKURD dergisi yayınına son mu vermeli? Hayır, bunu önermiyorum. Hani derler ya, sudan geçerken at değiştirilemez misali, dördüncü sayı yayına hazırlanırken yayını durduralım demek yanlış olur. Bu saatten sonra yapılacak olanların başında, yayın alanında adım adım nitelik iyileştirmeleri başarabilmektir. Diğeri ise, TEVKURD dergisinden beklentiler hem daha gerçekçi bir zemine çekilmeli hem de kısa sürede sonuç almak gibi üzerindeki zaman basıncı hafifletilmelidir.

Dördüncüsü; yukarıda özetlediğimiz sorunlarımız görülüp altı çizilmeden, sorunlarımız esas olarak “TEVKURD aidiyetindeki zayıflık” ya da “görev ve sorumlulukların yerine getirilmemesi”ne bağlanırsa, bu sonuç bizi doğru adrese götürmez. Yaşadığımız sorunlarımızın kaynağında aidiyet zayıflığı belirleyici unsur olarak tespit edilirse, bu sorunlarımıza yeni sorunlar ekleyecektir. Öyle ki, aidiyet sorunu vardır-yoktur tartışması beraberinde işi niyet okumalara kadar götürebilir ki bu iyi bir tartışma olmayacaktır. Ben, biz aidiyet hissetmezsek yer almayız. Sorumluluk duymazsak her toplantımızın gündem konusu haline getirmeyiz.

Yeri gelmişken bir şeyi açıklıkla belirtmem gerekir; hem MESOP hem de TEVKURD yönetim mekanizmalarında birden yer alan ben, bu ikisini aynı yoğunlukla yerine getiremem. Birindeki görev ve sorumluluklarımı diğerine oranla daha az yerine getireceğim açık. Yine kendi üzerimden açıklıkla belirteyim; böyle bir durumda doğaldır ki MESOP’a öncelik vereceğim, çünkü ben önce Kürdistanlı bir komünistim, sonra ortak payda olarak TEVKURD’e geliyorum. TEVKURD’lü olmam komünist olmamdan geliyor, komünist örgüt olarak güçlü olmazsam TEVKURD’de bir yararım olmaz. Yani kendime yararım yoksa TEVKURD’e yararım hiç olmaz! İnanıyorum ki, gerek örgütlü gerek bağımsız şahsiyetler olarak diğer bileşenler için de aynı durum geçerlidir. Bu durumun aşılmasının yolu, MESOP ya da diğer bileşenlerin sadece TEVKURD’de görevli kadroları ayırabilmeleridir. Bu güçleri var mı yok mu ayrıca değerlendirilmelidir.

Sonuç olarak

TEVKURD’ü artı ve eksileriyle kendi doğal zemini üzerinde değerlendirmeliyiz. Neler yaptı/yapamadı? TEVKURD’ün yukarıda özetlediğim sorunları, bileşeni ve gücü dikkate alınarak değerlendirilmelidir. TEVKURD tüm sorunlarına, yetersizliklerine rağmen iyi şeyler yaptı. Kürdistan’da ulusal demokratik siyasetin çıtasının yükseltilmesinde katkılar sunduğunu kim inkar edebilir. Kürdistan’da farklı hatta karşıt ideolojik, felsefi duruşa sahip örgüt ve şahsiyetlerin bir arada siyaset yapmalarını sağladı. Ulusal demokratik zeminde ortak bir siyaset dili yaratarak, farklılıkların uzun süre bir arada olmalarını sağladı. Ayrıca TEVKURD, sanırım Kuzey Kürdistan’ın en uzun ömürlü birlik örgütü olma özelliğine de sahip olmuştur.

Yine yukarıda özetlediğimiz sorunlar dikkate alındığında, TEVKURD’ün daha uzun bir süre kadro hareketi olarak kalacağı gerçeğini bilerek davranalım. TEVKURD’e yükleyeceğimiz görevler ve beklentilerimiz bu çerçevede olmalıdır. Başka bir ifadeyle beklenti ve hedeflerimiz TEVKURD gerçeği ile orantılı olmalıdır. Devam diyen herkesin öncelikle bunu göz önünde bulundurması gerekir.

Derginin niteliğini güçlendirerek devam ettirmek, yine yapılabilecekler arasındadır.

Başta kendimiz yani biz MESOP’lular olmak üzere, TEVKURD’ün tüm bileşenleri daha fazla ne yapabiliriz? Nasıl katkı sunabiliriz? Bu sorulara yanıt aramalıyız. Ayrıca, TEVKURD ve elbette bileşenleri olarak daha fazla ulusal demokratik hareketin birliğine odaklanmış bir dili geliştirebilmeliyiz.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

WordPress spam blocked by CleanTalk.