Genel / Röportaj

Legal mücadele bir araç değil, bir mücadele tarzıdır – Sinan Çiftyürek

Klasik bir soru ile başlayalım, kimdir Sinan Çiftyürek?
Urfa Siverek ilçesi, 1952 doğumlu Kürdistanlı bir komünist siyasetçiyim. 30 yılı aşkın bir süreden beri, komünist nitelikli örgütlü mücadelenin saflarında yer aldım. Şu anda da Kürdistan da komünist nitelikli bir parti çalışması olan Mezopotamya Sosyalist Parti (MESOP) Girişimi saflarında yer almaktayım.

Kürt sorunu nedir sizce?
Kürt sorunu, bir ulusun kendi kaderini tayın etme hakkıdır. Biçiminden bağımsız olarak, Kürt, Kürdistan halklarının kendi devletini kurmayı içerir. Ben halkların birliğinden yana bir komünist olarak Kürt halkının Türk/Türkiye halklarıyla eşit temelli bir federasyonla sorunun çözümünden yanayım. Elbette hedeflediğimiz federasyon, sosyalist nitelikli bir federasyondur. Kürt sorunu salt kültürel ya da kimi demokratik haklarla sınırlı adımlarla da çözümlenemez. Yani Kürt Kürdistan sorunu, Kültürel haklar sorunu değildir.

Türkiye coğrafyasında yaşayan kürtlerin örgütlü mücadeledki yeri nedir? Ayrıca mevcut koşullarda nasıl bir örgütlülüğü savunuyorsunuz?
Biz MESOP bünyesinde Yeni bir örgüt, örgütlenme modeli arayışındayız. Gövdede güçlü örgüt olarak tanımladığımız bir örgüt modelini; yerelin merkezileşmesi, özgürlük içinde disiplin, doğrudan demokrasi, parti yerine halkın iktidarı, demokratik merkeziyetçilikte demokrasinin merkeziyetçiliğe içerik katması gibi belli başlı çizgilerle birlikte tartışıyoruz. Arayışında olduğumuz örgüt modeli Leninist parti örgütlenmesinin alternatifi ya da karşıtı değil, günümüz koşullarında köklü yeniden üretilmesidir. Yani her sorunda olduğu gibi, örgüt konusunda da taş üstüne taş koymak iddiasındayız. Elbette gövdede güçlü örgüt sorunu salt teorik, ideolojik bir sorun değil aynı zamanda pratik politik mücadele sorunudur. Genel çizgilerle belirlenmiş teorik saptamalara yaşamda içerik katabildiğimiz oranda arayışında olduğumuz örgüt , örgütlenme somutlaşabilir. Sadece örgüt sorununda değil, başta program olmak üzere bütün alanlarda Marksizm-Leninizmin ana yatağında ideolojik yeniden üretimi hedefliyoruz.
Şiarımız ve savunumuz şudur: 21 yy başında Marksizmin yeniden Kürdi, Arabi, Türki, Fransai, Avrupayi ya da Asyayi yorumuna (yeniden üretimine) ihtiyaç vardır. Herkes kendi ülkesinde fikren dünyalı komünist partisini yeniden kursun. O zaman ancak o zaman yeni komünist enternasyonal kurulabilir.

Atatürk Kültür milliyetçiliğinde kürtlere de yer var mıdır?
Atatürk milliyetçiliği son 80 yıldır vardır. Fakat “Atatürk kültür milliyetçiliği” diye bir şey yoktur. Bu A. Öcalan’ın ürettiği içeriği boş ve anlamsız bir kavramdır. Dolayısıyla “Kürtlere yer var mıdır?” Diye soru sormak bile yanlıştır. Atatürk milliyetçiliği, özü itibariyle ırkçı şoven Türk milliyletçiliğidir. Başından beri Kürt halkı ve diğer azınlık halkları asimile etmeyi hedeflemektedir. Herşey bir yana, tek başına “ne mutlu Türküm diyene!” bile Atatürk milliyetçiliğini açıklamaya yeter.

Türkiyenin AB üyeliğine bakışınız nedir?
Yanıtı zor bir sorudur.  19 ve 20 yy’ın ilk yarısına kadar; dünya çapında komünist ve uluslararası emek hareketi evrenselci, enternasyonalciydi. Sermaye ve siyaset rejimleri ise tam tersine ulusal devletin koruyucu kanatlarına sığınan ve ulusal gümrük duvarları arasında büyüdüğünden ulusçuydu. Sosyalist sistemin önce tıkanıp ardındanda yıkılması dünya çapında komünist harekette ve emek mücadelesinde yaşanan ciddi gerileme sermayeyi cesaretlendirdi. Dikkat edilirse AB’de süreç, esas ŞCB yıkıldıktan sonra hızlandırıldı. Ortak para, bayrak hatta ortak savunma (ordu) adımları 1990’lardan sonra atıldı. Dünya da ve Avrupa’da sol sosyalist hareket yakın vadede yeniden canlanırsa, sermayenin yeniden ulusal sınırları güçlendirme yönelimi güçlenecektir.  Çünkü bu durumda AB sermayesi şöyle düşünecek: “Biz ulusal sınırları Avrupa kıtasında kaldırıyoruz, komünistlere Avrupa çapında devrimin imkanlarını kendi elimizle sunmuş olacağız.” Kısacası Sermaye bugün AB çerçevesinde ulusal sınırları adım adım kaldırıyor ama bunun dayanacağı bir sınır vardır.
Komünist hareket bugün güçlü olsaydı, ulusal sınırların kaldırılmasını ve Avrupa çapında devrimi kendisi hedefleyecekti. AB sermayenin birliğidir. Sermayenin Avrupasına hayır. Fakat komünist hareket, özellikle son yıllarda ulusalcı çizgiye fazlasıyla kayan Türkiye komünist hareketi, sermaye ulusal çitleri kaldırmaya yönelirken kendisi AB’ye hayır adına ulusal devlet savunuculuğuna düşmemelidir.
Türkiyede Kürtler azınlık mi, yoksa asli unsur mudur?
Kürtler Türkiye’de azınlık değildir. Ayrıca TC’nin kurucu ya da asli kurucu üyesi de değillerdir. Kürt halkı, Türkler daha anadoluya gelmeden çok önce bugünkü topraklarında yerleşik yaşam sürdürüyorlardı. Kürtler Kürdistan coğrafyasında bir ulustur. Fakat Türkiye metropollerinde ve iç anadoluda Kürtler azınlık konumundadırlar.

Kürt sorununda federasyon biçimindeki çözüm önerisine yaklaşımınız nedir?

Daha önceki sorularda bu sorunun yanıtını vermiştim. Federasyonu halklar arasında kalıcı, köklü bir çözüm olarak savunuyorum.
Günümüzde nasıl bir sosyalizm anlayışı savunulmalı? Örneğin proleterya diktatörlüğü, Stalinizm, demokratik merkeziyetçilik vb. konularda yaklaşımınız nedir?
“Günümüzde nasıl bir sosyalizm savunmalı” sorusunun yanıtını dünya komünist hareketi tartışıyor ve ayrıca burda cevaplanması sayfalara sığmayacak kadar kapsamlıdır, giriftir.  Özetle şunu belirte bilirim:
a) 20 yy devrimci dalgasının çapı ve derinliği yol açtığı sonuçlarla sınırlıdır ya da belirlenir. Yolaçtığı sonuç dünyanın 1/3 sosyalizme geçmiştir. Sol, sosyalist eğilimli zengin ulusal kurtuluş hareketlerine yol açmıştır vb. Fakat özetin özeti 20 yy sosyalizmi devletten devletsizliğe yani komünizmin alt aşamasından üst aşamasına yani devletsizliğe geçmemiş, tıkanıp yıkılmıştır.
b) Dolayısıyla 20yy sosyalizm deneyimi bugün tümüyle ve aynen tekrarlanamaz ama bugünde savunulup yeniden üretilecek epeyce değeri bulunmaktadır. Burjuva devlet mekanizmasının parçalanıp yerine işçi emekçi iktidarının kurulması perspektifi başta olmak üzere epeyce değerleri  bugünde geçerledir.
c) Proletarya diktatörlüğü özü itibariyle doğru ama illa o adı kullanmak gerekir mi? Bence hayır! Stalin’e gelince; Rusya devrimci mücadele ve ŞCB iktidarının gerçeğidir Stalin. Stalin’e burjuvazinin diliyle “katil”, “diktatör” gibi sıfatlarla saldırmak yanlıştır. Fakat günümüzde Stalin’i taklit etmekte başka bir yanlıştır.

Abdullah Öcalan ve Kongre Gel, PKK’nin “Demokratik Cumhurriyet “ projesi neyi hedefliyor?

Bu soruyu KONGRE-GEL (PKK) e sormak daha yerinde olur. Şu kadarını belirtebilirim: “Demokratik cumhuriyet” ne Kürt sorununa ne de Türkiye’nin devrimci değişimine çözüm olacak bir değişim değildir. Ayrıca biz Kürdistanlı komünistler başkasını eleştirmek yerine kendimizi tariften yanayız.

Legal demokratik mücadeleye taktiksel mi yoksa stratejik olarak mı bakmak lazim? Bundan hareketle HEP, DEP, HADEP, DDP, DBP, DKP, DEHAP, DTP, HAK-PAR, ve MESOP girişimi legal demokratik geleneğin gelişmesine, kürtlerin kendi içerisinde demokrasi kültürünün gelişmesine ve zaptu rapt anlayışlarının aşılmasına katkı sunmuş mudur?

Legal mücadele özünde açık meşru mücadeledir ve taktik manevra olarak algılanmamalıdır. Legal mücadele bir araç değil bir mücadele tarzıdır. Ve en ağır diktatörlük koşullarında araç olarak örgütün yasadışılığına karşın mücadele meşrudur. Sözünü ettiğimiz legal Kürt partilerin legal demokratik geleneğin gelişmesine katkısı olmuştur. Ancak demokrasi kültürünün yerleştirilmesindeki katkıları tartışmalıdır. Dışsal ya da kendi içinde emir komuta ile yönetilen bir parti yasal ya da yasadışı olsun demokratik işleyişe sahip olamaz. Mesop ise klasik bir açık parti çalışması değildir,  kurgulamasıda yayınlanan “Sorunlama Belgesi”nde görüldüğü gibi tamamıyla farklıdır.

Türk ve Kürt sol sosyalist örgüt, hareket, parti ve bireylerin büyük bir çoğunluğunda birbirilerine karşı bir güvensizlik görülüyor. Örneğin kürdistani yapıların büyük çoğunluğunda Türk solcu ve sosyalistlerinin kemalistler gibi düşündüğü, Türk solcularının büyük bir kesiminde ise Kürt sosyalist ve yurtseverlerinin milliyetci, feodal ve aşiretçi oldukları yönünde bir yargı var. Bu yargı bir realiteyi mi gösteriyor? Yoksa önyargıların esaretinden kurtulunamadığını mı?

Ne Türkiye devrimci komünist hareketin bütünü kemalist milliyetçidir ne de Kürdistan ulusal demokratik ve komünist hareketinin bütünü için milliyetçi aşiretçi denilemez. Toptancı değerlendirmeler ikisi içinde yanlıştır. AB süreci, ABD’nin Avrasya egemenlik stratejisi ve BOP Rusya ile öncülüğündeki Şanghay işbirliği örgütü (ŞİÖ) nin açmazında sıkışan ve gittikçe gerilen Türkiye rejiminin konumu giderek Türkiye devrimci hareketinde sol milliyetçi çizginin güçlenmesine yol açıyor. Fakat bundan kalkarak Türkiye devrimci hareketi bütünüyle “milliyetçidir” sonucu çıkarılamaz. Kürdistan elbette esas K. Kürdista’da aşiretçi yapıların (partilerin) varlığını iddia etmek saçmadır. Fakat ezilen ulus varlığı devam ettikçe, Kürt ulusal hareketinde milliyetçi partilerinde varolması doğaldır. Ama komünist hareket için, somutta MESOP için “milliyetçidir” iddiasının gerçekle ilgisi yoktur.

MESOP olarak Güney Kürdistan’daki Kürtlerin ABD ve diğer emperyalist ülkelerle ilişkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

MESOP, G. Kürdistan’da Federal Kürt Devleti’ni destekliyor. Ama şunları da belirtiyor;  Güneyli kürt ulusal hareketi adım adım ABD ile ilişkisini kesmelidir. ABD, İngiliz emperyalist bloğun Arap halkı üzerindeki baskısına, zülmüne ortak olmamalıdır. G. Kürdistan’daki Türkmen ve diğer ulusal azınlıkların ulusal haklarını tanımalıdır vb.

Oluşturulan “Kürt Ulusal Demokratik Valisma Grubu”nda MESOP’ta yer aliyor. Mesop’un bu oluşuma bakışı nedir? Neyi hedefliyor?
Kürt Ulusal Demokratik Calışma Grubu (KUDÇG); K. Kürdistan’da kalıcı bir cephesel birliği hedefliyor. MESOP; KUDÇG’nin süreçte bir cephe ya da ulusal kongreye dönüştürülmesini savunuyor. Kürdistanlı milliyetçi, liberal, komünist güçler ayrı ayrı kendi partilerini kursunlar, ortak bir cephesel yapıda birleşsinler. MESOP KUDÇG’nin bir cephe ya da kongreye dönüştürülmesinde acele edilmemesini savunuyor.

Sayin Çiftyürek, zaman ayırdığınız için teşekür ediyor, çalışmalarınızda başarılar diliyorum.

Ben de teşekür ederim.

Navkurd Web Sitesinden Alınmıştır.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

WordPress spam blocked by CleanTalk.