Tarım

GAP, HEDEFLER VE SONUÇLAR..

Bölge tarihi ve kültürel değerleriyle yok edilmede bir an olsun tereddüt etmeyecek olan aç gözlü sermayeye peşkeş çekiliyor. Kim bunu yapıyor? Şoven rejim ve gözü doymak bilmeyen sermaye el ele birlikte yapıyor.

“Güneydoğu Anadolu Projesi” (GAP) üzerine çok şey yazıldı. Onlarca kitap, tez hazırlandı. Olumlu bakanların yanı sıra olumsuz bakanlar oldu. Olumlu yaklaşanlar GAP’ı “Güneydoğu Anadolu’nun makus talihini değiştirecek” bir proje olarak sundular.

Türkiye rejimi ise esas; bölgenin Ankara ile entegrasyonunu derinleştirecek, dolayısı ile Kürt’ün asimilasyonunu hızlandıracak bir entegre proje olarak görüp geliştirilmesini hedefledi. Şoven rejim GAP’a “ekonomik, sosyal , kültürel entegrasyon derinleşecek iş, aş imkanları büyüyecek, böylece Kürtlerin ulusal talepleri zayıflayacak” bir proje olarak baktı halende öyle bakıyor. Hatta son aylarda kimi köşe yazarları kimi sosyologlar ısrarla “GAP’ın tamamlanmasını hızlandırın, bölgede aş iş imkanları yaratılsın orta sınıflar güçlendirilsin o zaman insanlar dağa çıkmazlar” şeklindeki teorileri yeniden güncelleştirdiler.

Bölgede baraj ve yapay sulamaya karşı çıkan sosyologlar, siyasetçiler de oldu. Uygarlığın beşiği Kuzey Mezopotamya’da yapay sulamayla iklim değişiklikleri başta olmak üzere ağır ve geri dönüşsüz sonuçlara yol açacağını, projenin bölge işçi, emekçi halkına yarar getirmeyeceğini bölgenin toprak ve tarım burjuvaları ile uluslararası tarım tekellerinin zenginliklerine zenginlik katacağı vb. gerekçesiyle GAP’a karşı duranlarda vardı, bugünde itirazlarını daha yüksek sesle dile getiriyorlar.

GAP’ın mevcut bitirilmemiş haliyle bile, neye, nelere yol açtığının üzerinde duracağız ama önce kısa kimlik bilgilerini okuyucuya sunmakta yarar vardır.

GAP NEDİR, NELERİ KAPSIYOR!

1970’li yıllarda Elazığ Keban Barajı ile atılan ilk adım, kısa sürede Dicle ve Fırat yukarı havzasında dokuz ili (Antep, Kilis, Adıyaman, Diyarbakır, Urfa, Batman, Şırnak, Mardin, Siirt) kapsayan geniş alanda sulama ve hidroelektrik amaçlı büyük bir projeye dönüştürüldü.

Tarıma dayalı sanayileşme başta olmak üzere çok sektörlü sosyoekonomik bir proje olarak GAP ile 22 baraj, 19 hidroelektrik santral ve 1.8 milyon hektar toprağın sulama sistemlerini içeren bir proje hedeflendi.

1980’li yılların başında yapımına başlanan GAP’ın tamamlanması için 32 milyar dolar toplam maliyet belirlenmişti. Bugüne kadar 16 milyar dolar harcandığı belirtiliyor.

Planlanan belli başlı baraj ve hidroelektrik santralleri olarak: Atatürk Barajı ve Hidroelektrik Santralı (HES), Karakaya Barajı ve HES, Birecik Barajı ve HES, Karkamış Barajı ve HES, Dicle Barajı ve HES, Kralkızı Barajı ve HES, Batman Barajı ve HES, Cizre Barajı ve HES bulunuyor.

Belli başlı sulama projeleri olarak: Aşağı Fırat Projesi kapsamında Urfa-Harran Sulaması, Mardin-Ceylanpınar Sulaması, Mardin-Ceylanpınar Pompaj Sulaması, Siverek-Hilvan Pompaj Sulaması, Bozova Pompaj Sulaması, Suruç-Baziki Projesi…

Adıyaman-Kahta Projesi kapsamında Çamgazi sulaması, Göksu Sulaması…

Gaziantep Projesi kapsamında Hancağız Sulaması, Kayacık Sulaması, Araban Sulaması…

Cizre projesi kapsamında: Silopi Sulaması, Nusaybin-Cizre-İdil Pompaj Sulaması…

Ayrıca Dicle-Kralkızı Projesi, Batman Projesi, Batman-Silvan Projesi, Garzan Projesi…

Geçen 25 yılda GAP kapsamındaki enerji üretimi amaçlı projelerin %85’inin, sulama amaçlı projelerin ise ancak %13’ünün gerçekleştirildiği belirtiliyor. Ziraat Bankası Genel Müdürü Can Akın Çağlar; “GAP bölgesinin ihtiyacı amacıyla planlanan sulama yatırımlarının tamamlanabilmesi için gerekli 8 milyar dolarlık finansmanı çiftçiler aracılığıyla karşılamaya çalıştıklarını, GAP bölgesindeki sulama projelerinde Devlet Su İşleri yatırımlarının yeterli olmadığı, bazı projelerin mevcut kaynaklarla 70 yıldan uzun sürebileceğini’ belirtmiş (11.11.2007 milliyet)

GAP Başkanı Muammer Yaşar Özgül ise yapımının tamamlanması 2012 yılına uzatılmış olan “GAP’ın geleceğinden son derece umutlu. Çantası elinde İspanya’dan Avustralya’ya GAP’a yabancı yatırımcı çekmek için dolaştığını anlatıyor. “İtalyan Gıda Üreticileri Birliği bizden Kilis’te 25 bin dönüm arazi istedi. 80 gıda fabrikası barındıracak bir Gıda Tekno Parkı kurmak istiyor.” Aralık ayında İspanyol yatırımcılar bekliyormuş. Özgül’ün ana hedefi ise GAP’ı organik giyimde bir üs haline dönüştürmek.” (Gila Benmayor 16.11.2007 Hürriyet)

Yaşar Özgül GAP’ın geleceğinden umutlu ancak umut İspanya’dan, Avustralya’dan yani kıtalararası alandan gelecek olan yabancı sermayeye bağlanmış olan bir umut! Kısacası GAP’ın tamamlanması uluslararası büyük sermaye gruplarının bölgeye yatırım yapmasına bağlı hale gelmiştir. Yani Türkiye rejimi GAP’ı uluslararası sermayenin sömürüsüne sonuna kadar açarak tamamlanmasını hedefliyor. Milliyetçilik üzerine mangalda kül bırakmayanlar, “vatanın bir çakıl taşını vermem” naralarını atanlar “vatanın” satış belgelerini doldurdukları çantalarını sırtlayarak kapısını çaldıkları devletlere vatanı pazarlamaya çalışıyorlar. Üstelik bunu becermeyi büyük bir marifet sayıyorlar.

GAP’IN SONUÇLARI…

Bölgenin işçisi, yoksul topraksız köylüsü açısından değişen bir şey yok. Ha Adana’da pamuk

tarlasında çalışmış ha Harran’da fark etmiyor. İkisinde de karın tokluğu bile denilmeyecek bir ücret, uzun, ağır çalışma koşulları ve sosyal hakların kırıntısının bile olmadığı ücretli

köleliktir payına düşen. İşçinin, topraksız köylünün payına düşen “nimet” budur(!) Fakat Türkiye ve uluslararası burjuvazi için olsun, bölgenin toprak ve tarım burjuvaları için olsun, GAP gerçekten büyük bir nimet! Yapay sulama ile birlikte sömürü ve karını birkaç kat artıran toprak sahipleri için GAP bulunmaz bir nimettir! Ucuz hammadde ve iş gücünün bulunduğu yere fabrika kuran ya da fabrikasını oraya taşıyan burjuvazi için GAP bir nimet! Toprakta erken tuzlanmaymış, iklim değişikliğiymiş, bitki örtüsünde yaşanan olumsuz değişmeymiş… Bunları görmek isteyen yok.

GAP’ta yapay sulamaya geçildiği alanlarda toprağın enerjisi erken alınıyor, tabir uygunsa toprak erken yorularak verimden düşüyor. Çünkü toprak nadasa (dinlenmeye) bırakılmadan daha fazla kazanmak için her yıl üst üste ekiliyor. Üstelik pamuk gibi her yıl aynı ürün ekiliyor. GAP Mastır Planına göre en fazla %20 olan pamuk ekim alanlarının %85’e çıkarılması ve üstelik toprağın dinlendirilmemesi toprakta erken yorgunluğun yanı sıra tuzlanma gibi ciddi bir tehlikeyi de erken güncelleştirdi.

GAP Başkanı Özgül “GAP ile ilgili bazı şeylerin yanlış bilindiğini ve artık tarım yapılamayacak derecede tuzlanma tespit edilen arazinin sadece 500 hektar olduğu”nu söylüyor. Fakat güvenilir kaynaklar Özgül’ü yalanlayan çarpıcı rakamlar sunuyorlar.

TEMA Vakfı’nın hazırladığı “Mezopotamya’nın Büyük Düşü GAP” belgeselinde bölgedeki en çarpıcı gelişmeyi “tuzlanma tehdidi” olarak gösteriyor. Ve “130 bin hektarlık Harran Ovası’nın 30 bin hektarı vahşi sulama nedeniyle bir daha geri kazanılamayacak derecede tuzlandı ve çoraklaştı” deniliyor. GAP ile ilgili Siirt’te yapılan bir toplantıda konuşan Tarım Bakanı Mehdi Eker ise gayet açık bir tutumla “30 bin ile 40 bin hektar arasında arazide” tuzlanmadan söz etti.

Daha da vahim olanı TEMA Vakfının şu tespitinde kendini açığa vuruyor: “Urfa tünelleriyle Harran Ovası’na akıtılan suyun fazlasının, drenaj kanallarıyla tekrar Fırat Nehrine akıtılması gerekiyordu. Ancak burada da Suriye’nin ‘bana kirli su gönderiyorsunuz’ diye şikayet edebileceği endişeleri aşılamadı.” (11.11.2007 Milliyet)

Alman eski Başkanı Adenur “medeniyetimiz her gün insan sağlığına zarar veren bir tarzda gelişiyor. Ama ne yazık ki buna mecburuz” diyordu. Modern medeniyet özellikle de onun temel bir disiplini olarak da mühendislikle insan oğlunun elde ettiği güçle sadece kendisine (insana) değil aynı zamanda insanın doğal bir parçasını oluşturduğu doğaya da büyük bir zarar veriyor. Bunun üzerinde de ayrıca duracağız. Bura da şu vurguyla yazıyı bitirelim: Modern kapitalist sanayi uygarlığı daha fazla kar hırsıyla doğa ile insanı yok oluşa sürüklüyor. GAP bunun küçük ama çarpıcı bir örneğini oluşturuyor. 50-60 yıl ömrü olan barajlar ve daha kısa süreli ömrü olduğu görülen yapay sulama ile tarihin beşiği olan Mezopotamya yok oluşa sürükleniyor. Bölge tarihi ve kültürel değerleriyle yok edilmede bir an olsun tereddüt etmeyecek olan aç gözlü sermayeye peşkeş çekiliyor. Kim bunu yapıyor? Şoven rejim ve gözü doymak bilmeyen sermaye el ele birlikte yapıyor

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

WordPress spam blocked by CleanTalk.