Genel / Röportaj

DURSUN ALİ KÜÇÜK’İN REWŞENBİR’DE ÖSP GENEL BAŞKANI SİNAN ÇİFTYÜREK İLE YAPTIĞI RÖPORTAJ

21. Yüzyılın Kürdistan yüzyılı olacağı noktasında genel bir ortak düşünce var.
Kürdistan’da 1. Dünya savaşı süreci ve onu izleyen yıllarına benzer bir tarihi fırsat ve koşulların olgunlaşması, bağımsızlık ve çeşitli statü biçimlerini yakalama fırsatları ortaya çıkmıştır.
1-Gelişmelere rağmen Kürdistan siyasi partileri, grupları, aydınları vb neden birlik için çaba göstermiyor veya söylemlere rağmen neden Kürdistan parçalarında ve genel ulusal birlik-blok ve cephe oluşturamıyorlar?

Öncelikle üç soru birbirini tamamlayan-bütünleyen içerikte olmaları nedeniyle yanıtı birleştirerek veriyorum.
Bugün Kuzey Kürdistan’da, hem kendi içerisinde hem de Ulusal Kongre’ye (UK) dönük yeniden birlik söylem ve arayışları var. Bu arayışlar olumludur, dileriz kimi gelişme veya sıkışmışlıklar nedeniyle geçici/anlık dile getirilmiyor.
Şurası önemlidir, eski olan düzen farklı açılardan yürümüyor. Yeni olanın ise doğum sancılarını çektiği alanların başında Ortadoğu ve özellikle de Kürdistan geldiğini belirtelim. Dolayısıyla Kürdistan’ın merkezinde yer aldığı Ortadoğu’da süren savaşın yol açtığı yeni gelişmeler, parçalardaki ulusal demokratik birliğin yanı sıra parçalar arası UK yönünde de siyasetin önüne yeni görev ve sorumluluklar koymaktadır.
Birinci Dünya savaşından şunu biliyoruz ki; tarih boyunca Kürdistan’ın başına ne geldiyse güçlü jeopolitiği nedeniyle gelmiştir. Kürdistan ulusal demokratik güçleri, ülkenin güçlü jeopolitiğini yeni gelişmelerin de yarattığı siyasal iklimde; gerek parçalarda gerekse parçalar üstü ulusal ittifakla halkımızın lehine kullanamazlarsa, 1. Dünya savaşında yaşanan durumla  (artık çok zor olsa da) karşı karşıya gelebilir. Demek istediğim Kürt siyaseti ittifakla, ya güçlü jeopolitiğini lehine, halkının çıkarına kullanacak ya da küresel ve bölgesel dış aktörler bir kez daha halkımıza karşı kullanacaklardır. Avrasya üzerinde, özelde de zayıf halka Kürdistan’da statükoyu savunmak için anlaşan Moskova troykasının çıkışı bu açıdan oldukça önemlidir.
Bölgede siyaset denklemi bugün Kürtsüz kurulamıyor, hangi taşı kaldırırsan altından bir biçimiyle Kürt/Kürdistan meselesi karşına çıkar demek abartılı değil ama son 20 yıldır süren savaşın halkımız lehine yarattığı büyük fırsatlar kadar önüne diktiği engeller de bulunuyor.
Meselenin esası şudur; Kürdistan’ın merkezinde yer aldığı Afganistan-Mısır-Ukrayna üçgeninde süren savaşın Kürdistan ulusal kurtuluş için büyük imkanların yanı sıra büyük tehlikeler de yaratıyor. Öyle ki doğan bu fırsat ve karşılan engeller bir bütün olarak siyasetimize “ulusal ittifak kurun” basıncı yarattığı halde Kuzey’de ittifak kurulamıyorsa ya da yakın tarihlerde birlik amaçlı birçok konferansın yapılmasına ve ulusal ittifak kararlarının da alınmasına rağmen pratikte yürümediyse düşündürücüdür. Nedenlerine gelince belli başlı nedenleri şöyle özetlenebilir:
*Kuzey’de halkımız, aydın ve Rusipilerimiz; ulusal ittifak yönünde adımlar atıldığı zaman doğal olarak sevinip destekliyor, fakat siyasal parti ve örgütlerimiz ittifak meselesinde sorumsuz davrandıklarından “neden ulusal ittifak kurmuyorsunuz, bugün bir araya gelmeyeceksiniz de ne zaman bir araya geleceksiniz” şeklinde dipten gelişen ulusal basınç olarak tepkilerinin zayıf kalması bir nedendir. Kuzeyli Kürt siyasetine dışarıdan birilerinin “neden birlik olmuyorsunuz” söylem ve önerisinden çok daha değerli olan halkımızın ulusal ittifak yolunda partilerimiz üzerinden sokaktan/mahalleden basınç oluşturmasıdır.
*Kuzey Kürdistan’da partilerimizin siyasal yelpazedeki güç dengeleri ulusal ittifakı olumsuz etkileyen bir diğer faktördür. Kuzey’de günümüzün güçlü partisi olarak PKK, kendi dışındaki Kürt siyasal oluşumlar yerine Türkiye soluyla ittifak kurmayı tercih etti bugüne kadar. Dışındaki Kürt partilerine ise kendisinin kurduğu DTK’yi ortak çatı olarak hep önerdi ancak diğer partiler bunu doğal olarak kabul etmedi. Her kongresi öncesi DTK diğer partilere katılma çağrısı yapar ve her defasında bu çağrılar yanıtsız kalır. ÖSP olarak bizim katılmama gerekçemiz ise; DTK bir partinin (PKK ) politik ve örgütsel hedeflerine göre şekillendiğinden bu çerçeve Kuzey’de tüm ulusal hareketi kucaklayamaz. Yeni ve ortak bir meclis, kongre, cephe yolunda DTK aşılmalıdır şeklinde olmuştur. Bazen DTK yerine yeni bir ortak çatının oluşturulmasında anlaşmışızdır ancak pratikte yürümediyse en büyük nedeni partiler arası güç dengelerindeki uçurumdur.
Örneğin ortak yaptığımız Konferansta alınan yeni bir çatı örgütü kararı alınmıştı öyle ki iş “ulusal çatı örgütü için yer tutalım” noktasına kadar geldiği halde karar hayata geçirilemediyse bunda; güçlü olan PKK’nin, iş kararın hayata geçirilmesine geldiğinde, başta tek parti iktidarı hesabı olmak üzere kimi nedenlerden dolayı uzak ya da ilgisiz kalması; zayıf olan partilerimizin ise birliğin kararlarını hayata geçirecek güçten yoksun oluşlarının payı belirleyicidir.
“Kürdistan siyasi partilerinin söylemi var eylemi yok veya varsa da çok zayıf ve emekleme biçiminde oluyor? Partilerin yaklaşımına kısaca değerlendirir misiniz” sorusunun yanıtı da özetle budur.
*Demek istediğim, güçlü olan ulusal ittifakta kucaklayıcı-toparlayıcı işlevini yerine getirirse, zayıf partiler ise hep eleştiri diliyle davranmayı aşarlarsa ulusal ittifak kurabilir. Bu hedefte son aylar da ÖSP olarak önerdiğimiz gibi, ilk adımda kalıcı ulusal ittifak kuramıyorsak buna giden yolda diyalog zeminlerini oluşturmak, kalıcı ittifakın bir nevi antrenmanını yapacağımız esnek birlik adımları atılabilir.
*Kürt partilerinin birbirlerine karşı kullanacakları dil ve üslup da önemlidir çünkü ulusal ittifakların Kuzey’de kurulamamasında; toparlayıcı, birleştirici dolaysıyla ayrılıkları küçültücü politik bir dil yerine dağıtıcı, ayrılıkları körükleyerek büyüten itici bir dilin kullanılmasının da rolü olmuştur.
*Şunu da ekleyelim; Partilerimizin “en doğru benim, hiç yanlışım olmadı” türünden hayatı teoriye uydurma yanlışlarının da ulusal birliğin yaratılamamasında payı bulunmaktadır. Tam da bu süreçte partiler de; “gelişmeler birebir öngördüğümüz gibi yaşanıyor/yaşanacak” türünden hayatı teoriye uydurma ısrarı aşılmazsa ulusal ittifak kurulamaz.
Kısacası, parti ve örgütler arası bütün gerilimleri eritecek, ortak özgürlük paydamız var iken; hareketlenen Kürdistan jeopolitiği ve parçaların örtüşen gelecekleri siyasette birliği dayatmışken, herkes ulusal çıkarları esas alarak birliğe yönelirse başarabiliriz.
Yeter ki dil ve üslubumuzu ulusal birlik odaklı kuralım, yeter ki birbirimizi kriminal kavramlarla tarif etmekten özellikle uzak duralım, yeter ki birbirimize de yani Kürt, Kürde de demokrat olarak davranalım, yeter ki ortak başat hedefe odaklanalım! Başarırız!
KÜRDİSTAN ULUSAL KONGRESİ’NİN TOPLANMASI

Kürdistan Ulusal Kongresinin toplanmasına yönelik son yıllarda epey tartışmalar sürdürülmektedir.
Hatta KDP ve KCK eksenli Ulusal Kongre toplanma girişimleri oldu ve sonuçsuz kaldı. Değişik zamanlarda KNK vb gibi ulusal kongreler ilan edildi. Ama geldiğimiz aşamada tüm Kürdistan’ı temsilen ulusal bir kongre gerçekleşmedi ve bunun kararları bütün Kürdistan için geçerli olmadı.

1-Kürdistan Ulusal Kongresi (UK)geçmişten de dersler alınarak somut olarak nasıl toplanabilir? Ulusal birlik belli düzeyde sağlanmadan ulusal bir kongre mümkün mü?

İç nedenler ve özellikle Kürdistan’ın merkezinde yeraldığı savaşın doğurduğu sonuçları halkımız lehine çevirebilmek için UK gereklidir. Herşey biryana İran, Türkiye ikilisinin Rusya öncülüğünde statükonun korunması temelinde ortaklaşmaları bile Kürt ulusal hareketine, UK için yeterince tetikleyici olabilmelidir. Dolayısıyla esas meselelerimizden biri UK’nin neden yaratılamadığı ve nasıl yaratılacağıdır? Mesele, siyasetimizin kapısına böylesine hayati dönemde gelip dayanmışken UK neden gerçeklemedi ve neden 2013’te direkten dönüldü?
Öncelikle yaşananlardan öğrendik ki parçalarda kalıcı ulusal ittifaklar yaratılmadan parçalar üstü UK mümkün olmadığı gibi kurulsa da yürümez. Örneğin, Rojava’da TEV-DEM ile ENKS arasındaki siyasi ve askeri meseleler ulusal ittifakla az çok aşılmadan Rojava’nın UK’de temsili bile sorun olacaktır. Rojava için belirttiğimiz tüm parçalar için de geçerli. Bu açıdan UK çağrıları yapanlar başta bulundukları parçalarda dışındaki Kürdistani partilerle ulusal ittifakı kurmayı ön adım görmelidirler.
İkincisi; parçalanmış Kürdistan’ın tarihsel trajedisini oluşturan koşulların basıncıyla, “düşmanımın düşmanı dostumdur” siyasetini izleyen partilerimizin, sömürgeci devletlerin Kürdistan siyaseti içerisindeki ellerini az çok ama mutlaka zayıflatmaları gerekiyor. Haydi deyince ve parçalanmış Kürdistan gerçeği devam ettikçe sömürgeci ellerin iç siyasimizdeki varlığı tümüyle ortadan kaldırılamaz ama UK yolunda asgariye çekilebilir. Bunun için çaba harcanmalı.
Üçüncüsü; UK hedefinde sürdürülebilir bir zemine çekilmesi gereken diğer bir meselemiz, yine parçalanmış Kürdistan’ın etkisiyle siyasetimizin küresel Doğu-Batı güç merkezleri eksenindeki ayrışmasıdır. Bu da realitemizdir ve yakın vade de ortadan kaldırılamaz ama UK içerisine taşınabilir ve bir ayrılık haline getirilebilinir. Kısacası Kürt siyasetinin Doğu ile Batı eksenindeki ayrışması da, UK içerisinde sürdürülebilir düzeye çekilmesi için çaba harcanmalı.
Dördüncüsü; UK çağrıları eşliğinde, Şengal benzeri Kürdistan’ın iç sorunları önceden tümüyle çözülmese de en azından taraflar arasında barışçıl demokratik zeminde sürdürülebilir düzeye çekilmelidir. Yoksa Şengal benzeri alanlarda üzerinde gerilim sürerken UK nasıl toplanacak? Elbette UK’nin yaratılması tam da Şengal vb. sorunların çözümü için önem kazanıyor ama UK’nin ön koşulu olarak, Şengal meselesinde askeri seçeneği dışlayan siyasal çözüm zeminine çekilmesi gerekir.
Beşincisi; Güney Kürdistan’da Peşmergenin hızla ve geri dönüşsüz Ulusal Ordu odaklı merkezileşmesi geriyor. Rojava’da YPG ile Rojava Peşmergesinin gerek Rojava’nın birliği gerekse UK amacıyla tek askeri komuta altında birleşmesi lazım… vb.
Altıncısı ve önemlisi UK’nin bir diğer ön adımı olarak da, Kürt siyasetinde derin yarılmayı temsil eden devlet-devletsizlik temelindeki görüş farklılıklarını UKKTH ekseninde aşmaları lazım.

2-Kürdistan Ulusal Kongresi herkesi bağlayacak ve herkesin katılımını sağlayacak ortak amacına kısaca değinir misiniz? 3-Kürdistan ve Kürtler için ortak bağlayıcı değerlere ve kararlara ulaşmanın pratik adımları nasıl atılabilir?

Burada 2 soru ile 3. soru aynı içeriğe sahip olduğundan birleştirerek yanıtlamak tekrardan kurtarır bizi.
Ortak payda olarak, Kürt halkının UKTH’da anlaşmak lazım. Hangi parti veya kurum olursa olsun ve ne kadar güçlü bulunursa bulunsun hiç kimse UK’ye, UKTH savunusu dışında ön şart ileri sürmemelidir. UK’nin yapısı, program ve tüzüğü (işleyişi), delege yapısının dağılımı olarak bileşeni hakkında UK’ye ön koşul dayatmak UK’yi istememekle eşdeğer olacağı 2013 deneyiminde bellidir.
UK’nin, bünyesinde herkes için bağlayıcı ve katılımını sağlayacak olan ortak amacının başında; Kürtlerin bir millet ve Kürdistan’ın bir ülke olduğu gerçeğinden hareketle, halkımızın her ulus gibi Ulusal Kendi Kaderini Tayin Hakkını (UKKTH) tartışmasız belirlemesi gelir. UKKTH, bugün Güney parçasında bağımsızlık hedefiyle örtüşür, Rojava’da statü/federasyon hedefi olarak içerik kazanır diğer parçalarda farklı bir içerik kazanabilir.
UK, parçalanmış Kürdistan’dan hareketle parçalara özgü çözüm seçeneklerini sahiplenip desteklerken, esas olarak bağımsız birleşik Kürdistan’ı ortak amaç olarak savunup gerçekleşmesi için mücadele eder, etmelidir. Bu perspektifle Kürdistan’ın dört parçasına bakarken, ulusal dinamiklerin enerjisini gerektiğinde ağırlıkla A veya B parçasına yönlendirebilmelidir. En azından parçalara önerebilmelidir. Örneğin;
Irak ve Suriye’nin hem tarihsel köklerinin cılız olması hem de bugün uluslararası operasyon alanları olmaları bakımından zayıf halka olmaları nedeniyle, Güney ve Rojava Kürdistan’ı, halkımızın ilk kazanım halkaları olarak öne çıkmaktadırlar. Gerçekleştirilecek UK; dört parçada ulusal özgürlük mücadelelerinin farklı aşamalarda olmaları nedeniyle, Güney de bağımsızlık, Rojava’da federasyon ve buna uygun mücadele biçimleri desteklerken, Kuzey ile Doğu Kürdistan’ın da ise farklı hedef ve biçimleri destekleyebilir.
UK; daha yaratılma sürecinde yani ön hazırlıkları aşamasında, geçmişte büyük acılara neden olan Brakûji’yi ulusal mücadelede tümüyle ortadan kaldırabilmelidir. Dahası, günübirlik örgüt ve parti hesapları dışında büyük fotoğrafa odaklanmayı fiilen unutan ve “ortak ulusal çıkar, ulusal çıkar” diye vaaz verip, pratikte parti çıkarlarını halkın ulusal çıkarlarının önüne koyan bileşenlerini, ulusal çıkarları, parti çıkarlarının önüne koymaya davet edip savunabilir.

4-Partiler Kürdistan Ulusal Kongresi çağrıları yapıyorlar, sonra unutuyorlar. Bildiri ve çağrıyla sınırlı kalıyor. Neden?

Aslında ilk üç soruya yanıt verirken bu soruyu da yanıtlamış oldum. Tekrarı güze alarak bir iki cümle ekleyelim. Ulusal Kongre’nin toplanmasında bugün belirleyici pozisyonları olan PDK, YNK, PKK gibi partilerin hem aralarında ciddi konsept farklılıkları var hem de siyasal iktidar hesaplarının yanı sıra öncelikleri de farklı. Zayıf partilerin ise Ulusal Kongre hedefini icra etme güçleri yok.
Sonuç olarak;
Batı ve Güney Kürdistan’da yaşananlar, Kuzey’de aylarca kentlerin halkımızın başına yıkılmasıyla yaşananlar, Hewler’e, Rojava’ya giden heyetlerin “birleşin” çağrıları…  gerek parçalarda gerekse parçalar arası siyasal yapıların, ulusal demokratik ittifak kurmalarına yeterli bir perçin olamıyorsa, Fransız Dışişleri Bakanının söylediği, “Kürt parti ve örgütlerini birleştirmek Kürdistan dağlarını birleştirmekten daha zordur”! sözleri üzerinde ciddi düşünmek lazım! 15.02-2017
Sinan Çiftyürek
Özgürlük ve Sosyalizm Partisi
Genel Başkanı

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

WordPress spam blocked by CleanTalk.