Komunist Birlik / Kürdistan

DİNAMİK ARAYİŞLARIN ÖRTÜŞMESİ OLARAK KOMUNİST BİRLİK!

Kürdistan’da komünistlerin birliği olgusu bir süreden beri  siyasal, örgütsel bir proje olarak yeniden günceleşti. Ağırlık merkezi İstanbul olmak üzere değişik alanlarda birlik amaçlı arayışlar yeterli olmasada devam ediyor.

Komünist birlik sorunu üzerine arayışlar tartışmalar sürereken  süreçte  aşmamız gereken birden fazla sorunla yüzleştiğimizi de belirtelim. Öncelikle sürecin dinamikleri olan kadrolara, yoldaşlara çağrım şudur; birlik, birlik sürecinin sorunları, geleceği ve yapılması gerekenler üzerine toplantılarda durup tartışmanın yanı sıra yazılı basında da tartışma ve çağrılar çıkartmanın  yarararı olacağı kanatindeyim.

Sosyalist Mezopotamya Dergisi’nde doğrudan program ve tüzüğe odaklanmış ideolojik, politik yeniden üretim ve somut yaklaşımların belli bir plan dahilinde yer alıp tartışılması belirlenmiş durumda. Daha önce de SM Dergisi’nde, komünist hareketin birliği  ile ideolojik, politik, örgütsel sorunlarını ele alan yazılar yazıldı. Bir çok yoldaş gibi bende yazdım.  “Organik Birlikte ‘Ben’ İle ‘Bizim’ Olanın Uyumlu Birliği“ (Sayı 1) ve “Tüzük Sorunu Ya da Örgütte Özgürlük Ve Disiplin İlişkisi” (Sayı 27)  başta olmak üzere bir dizi yazılar yazdık.

Şimdi yeniden temel sorunları konu alan ideolojik teorik tartışma ve arayış; hem temel sorunlar üzerinde derinlikle durulmasını hemde tartışmanın program, tüzük gibi daha somut hedeflere odaklanmış olarak sürdürülmesinde süreci ilerleten katkılar sunacaktır.

Sosyalist Mesopotamya’da planlanmış haliyle  ideolojik-teorik üretim derinleştirilerek sürdürülürken, Newroz Gazetesi’n de de, birlik açısından geçmiş-bugün-gelecek üzerinden  politik, örgütsel  sorunları ele alan, geçmiş deneyimden geleceğe olumlu dersleri taşıyan ve doğrudan komünist birlik amaçlı çağrılar çıkartan kısa politik yazılar bazen neden olmasın?

Bu yazıda, Kürdistan’da komünist birlik sorununa ilişkin pratik politik yürüyüş üzerinden bazı noktalara dikkat çekmek istiyorum.

imagesBirincisi; Kürdistan komünisti iddiasında olan parti, grup, çevre, eğilim, kadro yanı hepimiz öncelikle ve netlikle şu ön kabulle birlik yürüyüşünü geliştirliyiz: az-  çok ama hepimizde bir biçimiyle yorgun bağlılıklar oluştu. Arkalanmış süreçte artık ve belki de çoktandır yorgun düşen bağlılıklarımız, eskimiş kahramanlıklarımız  hatta kokuşmuş sevinçlerimiz geleceğe dönük yürüyüşü frenliyor yada tabir uygunsa frekans bozucu işlev görüyor!  Yada görüyor olabilir! Eğer biz birlik sürecinin farklı dinamiklerini geçmişten gelen tüm farklılıklarıyla Kürdistan komünist hareketinin büyük fotografı (parti çatısı) altında organik birlik olarak bir senteze varmasını hedefliyorsak; yıpranmış, yorgun bağlılıklarımızdan kurtulmalıyız!  O zaman hedeflenen partiyi, yorgun bağlılıkların sığınacağı bir liman yerine, dinamik bir yürüyüşün ana yatağı haline getirebiliriz!

Gerek mevcut dünya ve bölge konjoktörü gerek biz Kürdistanlı komünistlerin özgün durumu gerekse yukarıda belirttiklerimiz yanı birden fazla sebeple şimdi muhafazakar olmamıza gerek yok. Muhafazakarlık zaten var olan bir şeyi korumak, muhafaaza etmekten gelir. Bizlerin şimdi üzerinde muhafazakar davranacağımız tek alan komünist kimlik, felsefe ve ideoloji alanıdır. Başka bir ifadeyle diyalektik ve tarihi materyalizm ile Marksizidir. Bunun dışında inkara düşmeden geçmişi eleştirel sorgulayan yıkıcı bir yaratıcılığı her alanda geliştirmeliyiz. Tam da burada sağlam bir leninci olabilmeliyiz. Yaşamı politikaya uydurmak yerine politikayı yaşama uyduran yanı yaşamdan hareketle polika üreten Lenin’in siyaset üretme tarzından bugünde almamız gereken çok şey vardır.

Ulusal sorunun çözümünde birlikten, özgür birlikten yana olan ve sıkı bir merkeziyetçi olan lenin SSCB’nin daha ilk yıllarında bile dönüp kendi partiğini eleştirel sorgular. Ve hasta yatağında şu öneride bulunur; gelecek Sovyetler Kongresi’nde SSCB’den yanı sosyalist fedaratif yapıdan geri adım atıp atmayacağımızı, “askeri, diplomatik alanlar” dışında Cumhuriyetlere “tam bağımsızlık  verip vermeyeceğimizi tartışmalıyız” der! Lenin emperyalist kuşatma ve iç düşman tehdidi altında bile Cumhuriyetlere iki alan hariç tam bağımsızlık verilip verilmememi tartışmaliyiz diye önerirken yıkıcı yaratıcılığın mükemmel örneğini bir kez daha sergiler. Lenin, geçmişe takılıp kalmaz onun yüzü daima geleceğe dönüktür!

İkincisi; klasik vurguyla yeni eski ile mücadele içinde doğar. Yeninin eski ile mücadele içerisinde doğmasını biz komünistler; şoven, ırkçı rejime ve kapitalist sömürü düzenine karşı kagva içerisinde doğacak olan yeni olgu olarak algıladık, algıliyoruz. Bu yazıda ise devrimc, komünist harekette sadece yorgun bağlılıkları, eskimiş kahramanlıkları geride bırakabilme sorgulanıyor.

Bu sorgulama, Kürdistan’ın çağdaş devrimci, komünist hareketi ile 19 ve 20. yy. Dünya komünist hareketinin toplum ve tarihi devindiren ilerici, devrimci değerlerinin reddiyesini içeren bir sorgulamaya asla dönüşmemelidir.

Yorgun bağlılıkların, yaşlı ve genç olmakla da doğrudan bir ilintisi yoktur. Yaşlı kuşaktan olduğu gibi genç kuşaktan da yorgun bağlılıklar oluşur, oluşabilir. Demek ki, yorgun düşmüş bağlılıklara, eskimiş kahramanlıklara takılıp kalmama tutumu, eski ve yaşlı kuşaktan sürece devşirebileceğimiz ne varsa tam bir sorululukla eğilerek sürece katma çabamızı asla olumsuz etkilememelidir.

Bu açıdan 2002’de izlediğim İspanya komünist partisi kongre bileşeni örnek alınması gereken bir birleşen olduğuna bugünde inanıyorum. 2500 delegenin yüzde 10-15’i  kırk yıllık Franko faşizminin tüm ağır yükünü omuzlamış ve daha çok geçmişi temsil eden ama halen ayakta duran yaşlı kuşak; yüzde 50-60’i partide bugünü ve ağırlıkla icraatı temsil eden orta yaş kuşak;  yüzde 30 civarında ise partinin vede sosyalizmin geleceğini temsil eden genç kuşak! Ve elbette her yaş kuşağının önemli bir oranını oluşturan kadınlar. İşte bir komünist partide hedeflenmesi gereken bir bileşen!

Hepimizin bir biçimyle geride bırakması gereken belirli bir eskisi vardır. Geride bırakılması gereken bazen yorgun düşmüş bir kadro yada kök, bazen yorulmuş, yıpranmış bir değerimiz de olabilr. Kürdistan komünist hareketinin büyük fotografına ulaşma yolunda, sürece katkı koyacak küçük-büyük ne varsa sürece katmanın ötesinde dinamiği haline getirmek için mücadele ederken, süreci baltalayacak ya da geriye çekecek  ister yorgun bağlılıklar, ister aşılması gereken bir değer, ister canlı hayatın dışladığı kastlar olsun bunları geride bırakabilmeyiz.

Zengin farklılığımız üzerinden yeni bir “biz” olanın organik sentezine varmayı hedefliyorsak, bizi yorgun bağlılıklardan arındıracak yıkıcı yaratıcılığı bir hat olarak geliştirebilmeliyiz.

Üçüncüsü; Kürdistan komünist hareketinin büyük fotografına uluşabilmek için Kürdistan’i komünist damar adına ne varsa ulaşmak ve birlik sürecinin bir bileşeni haline getirmek için yapmamız gereken çok şey var ve hepimiz tabir uygunsa bu konuda durumdan vazife çıkartmak zorundayiz

Birlik süreci iki ana hat üzerinde yürüyor. Sorun daha amaçlı daha planlı ve illaki durumdan vazife çıkartan daha fazla amatorün ruhuyla hepimiz davranabilirsek, Kürdistan komünist hareketinin büyük fotoğrafına uluşmamak için bir neden yoktur.

İki ana hattan biri olan ve doğrudan program ile tüzüğe odaklanmış zengin ideolojik teorik üretimi içerecek tartışmanın Dergi başta olmak üzere yazılı- sözlü geliştirilmesi planlanmış durumda. Bir yandan bu alandaki görevlerimizi laikiyle yerine getirerek, diğer yandan ikinci ana hat olarak pratik, politik, örgütsel alanda birlik sürecinin gerektirdiği görev ve sorumluluklarımızı yerine getirerek yol alabiliriz. Özellikle ikinci ana hat olarak pratik-politik ve esas örgütsel alanda; parti işçi ve sendika, parti kadın, parti gençlik ve küçük üretici gibi alanlarda doğal kitle önderlerine bir biçimiyle ulaşabilmenin yolunu aramalıyız. Bu hedefte yol alabildiğimiz oranda; hem teşkilatçı, sistem kurucu yeni kadrolara ulaşabiliriz hem de faaliyetin kendisi bünyemizde bu yönlü doğal yeteği olan kadroları daha da güçlendirecektir.

Yüzyüze sıcak temasa dayalı ilişkiler, örgütlü faaliyetin anasıdır ve elbette esas alınmalıdır, ama bu biçimiyle ulaşamiyorsak,  elektronik haberleşme gibi bir teknolojik imkanı değerlendirerek de ulaşabilmeliyiz. Başka faktörlerin yanında bu nedenle de bizi program öncesinde ana hatlarıyla en özlü en kısa tarif edecek olan yazılı bir politik belgeye ihtiyacımız var.

Dördüncüsü;  komünist birlik sürecini, en azından yakın vadede dönüp tekrar ele almaya ihtiyaç kalmayacak  şekilde geride bırakmayı hedefleyen bir yüyüyüşe  odaklanalım.

Bundan böyle Kürdistan’da komünist birlik hiç gündemimize gelmeyecek yada gelmemeli demiyorum ama bu kez, Kürdistan’da komünist birliği aslına uygun sonlandırmayı hedefleyelim. Özellikle Türkiye devrimci, komünist hareketi sol milliyetçi siyaset basıncından kurtulamazsa ileride Kürdistan merkezli ciddi ayrışmaların olması kaçınılmaz olacaktır. Elbette bizler de belirlenen hedefte Kürdistan komünist hareketinin fotoğrafını somutlaştırdığımız oranda bu ayrışmanın gelişip derinleşmesinde doğal bir taraf olacağız!

Bir kez daha geriye dönmemek yada “ulaşamadığımız ama ulaşmamız  gereken çok sayıda kadro ve değer dışımız duruyor” dememek için, Kürdistanlı komünist/sosyalist iddiayı taşıyan grup ya da birey herkese bir biçimiyle ulaşmalıyız.

Kim ulaşacak? Hepimiz! Kürdistan’da komünist birliği hedefleyen her kadro! Nasıl hangi araçlarla? Durumdan vazife çıkartan amatörün yaratıcı, delici devrimci ruh ve davranışıyla!

“Nasıl olsa bu birlik faaliyetiyle uğraşan birileri var dur bakalım ne çıkar tutum” beklentisine girmeden, sürece katmammız gereken ilişkilerimizi yada bu vesiyle ulaşacağımız, yaratacağımız ilişkileri sürece katmak için önce dinamik davranalım sonra dönüp ne sonuç verdiğini hep birlikte gözlemleyelim. Kürdistan, Türkiye ve yurtdışı bütününde fazla değil 20 kadro evet kendini Kürdistan’da komünist/sosyalist birlik sürecinin bir bileşeni gören 20 yoldaş durumdan vazife çıkartan amatörün yaratıcı ruhuyla sürece asılalım, o zaman Kürdistan komünist hareketi fotografının çapının ne olduğunu hep birlikte göreceğiz!

Tekrar vurguluyorum; fazla değil, kendini birlik sürecinin merkezi olarak görüp davranacak olan 20 yoldaşın dinamik arayışlarının örtüşmesi olarak Kürdistan’da komünist birliğe asılalım, biz/bizler yapmamız gerekeni yapalım, her birimizin toplamında  hepimiz “keşke şunuda yapsaydım” denilecek şeyleri mümkün olduğunca az geride bırkalım yanı önce “eşeğimizi sağlam kazığa bağlayalım”! O zaman eminim emekçi köylünün bir yıllık zahmetli çalışmasının ürünü olan harmandaki buğdayın önünde tüttürtüğü sigara misali bizde ürünün sonucunu devşirirken eminim keyifle izleyeceğiz! Yeter ki etrafımızda ulaşılması gereken bir tek kişiyi bile dışarda tutmayacak bir siyaset ve uygun pratik geliştirilim.

Evet bu kez geç olsun, zaman alsın ama Kürdistan’da mevcut komünist/sosyalist damar üzerinden birlik sorununu artık sonlandıralım.  Üreteceğimiz program doğrultusunda  esas pratik politikaya asılmaliyiz. Yoksa komünist birlik sorununda giderek tartışma ve arayış yorgunu durumuna düşebilirz. Bu tehlike var!

 Beşincisi; birlik sürecin tarafı durumundaki her yoldaş, her kadro başta genel olarak Türkiye, yurtdışı,  özelde Kürdistan ve Diyarbakır havzasına dönük olmak üzere eski, yeni ilişki ağını birde (yada bir kez daha)birlik gözüyle tarayarak komünist birliğe kan taşımayı sürdürmelidir. Vurgulayarak belirteyim; örneğin Diyarbakır’da Sosyalist Mezopatamya büro  merkezinin faaliyetine kan taşımayı politik, örgütsel bir faaliyet olarak sürdürebilmeliyiz. Sıcak temas üzerinden el atamıyorsak  meşru, açık bir politik faaliyet için telefon özellikle elektronik haberleşme gibi bir teknolojik araçtan da yaralanabiliriz, yararlanmalıyız. Bizler Kürdistan’da halkın, emeğin hem vicdanı olabilecek hem de vicdanına seslenebilecek komünist hareket yaratmak yolunda eski, yeni, öğrenci, işçi, kadın, yaşlı demeden tüm ulaşabilceğimiz ilişkilerin kapısını bir kez daha çalmaliyz! Bizler yapmamız gerekeni yapalım, kapılar yüzümüze ister açılsın ister kapansın bu onların sorunu!

Altıncısı; mevcut Kürdistan’i komünist/sosyalist damarı birleştirmek ilk önemli görevlerimiz  arasındadır. Ama asıl önemli olup bizlere tam anlamıyla dokuz doğurtacak olan ikinci adım ise, mevcuk kadronun kitleler içerisinde yeniden kök bulabilmesidir. Yeni alanlara, bakir topraklara nasıl yöneleceğiz? Yeni alanlara gittiğimizde ne yapacağımızı tarif eden hazır bir reçete de yok elimizde ve olsada hazır reçetelerin işe yaramayacağını hepimiz biliyoruz. Bugün tüm enerjimizle haklı ve  zorunlu olarak birliğin pratiğine yoğunlaşırken, birliğin yarını olarak kadro-kitle, parti-kitle ilişkisini de şimdiden en azından düşünmeliyiz. Eğer mevcut  kadrolar olarak ikinci adımda, bakir alanlarda kitleler içerisinde yeniden kök salmayı amaçlayan bir politik pratik faalieyeti istikrarlı geliştiremezsek; unu biten değirmen taşlarının biribirini yemesi misali korkarım o zaman irademiz dışında bizde biribirimizi yiyebiliriz! 11-04-2010 Newroz sayı 128

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

WordPress spam blocked by CleanTalk.