Avrasya / Genel / Güncel / Kürdistan

ATAMAYACAĞI TAŞI OMUZA ALMAK; ANAYASA!

AKP durmadan gündem değiştiriyor çünkü mevcut sorunları çözemiyor, gündem değiştirmekle öteliyor. Bunu son 6-7 yıldır bir “mucize çözüm” arayışıyla hep yapıyor. 2015 Haziran seçimlerinden beri ekonomik-siyasal tıkanmayı dışarıda elde edeceği askeri “zaferle” aşmayı (ötelemeyi) deniyor. Bu nedenle de “yenilen pehlivan güreşe doymaz” misali biri bitmeden diğerini başlatıyor. Başarısız ya da sonuçsuz her harekât “bu olmadı belki şurada müjde verecek başarı elde ederiz” diyerek yeni maceralara yönelme de tereddüt etmiyor. Muhasebesiz, dur-duraksız, rotasız “yola devam” deniliyor!

Dışarıda askeri “zafer” üzerinden iç siyaseti dizayn etmeyi; İdlib, Libya, Doğu Akdeniz, Dağlık Karabağ’da denedi olmadı. Karadeniz’de “doğal gaz bulduk” müjdesinin balonu çabuk söndü. Kürdistan Bölgesi ile Özerk Rojava’da; Kürt halkının kazanımlarını yok etme üzerinden içeriye “müjde” verme hesaplarının son halkası başarısızlıkla sonuçlanan Gare Harekâtı oldu. AKP sonuncusu dahil hiç birinde, iç siyasete malzeme yapabilecek bir “müjde” elde edemedi. Gare Dağında “başarı” kazanıp Çarşamba günü “müjde” verilebilseydi, AKP “zaferin” gazıyla derhal gündem değiştirip “Sivil Anayasa” önermesinden erken seçime yelken açacaktı ama olmadı. Kısacası, dışarıda ister başarılı ister başarısız olsun her durumda AKP gündem değiştiriyor çünkü aşağıda özetleyeceğimiz tablo altında bunalmış durumda.

 

Ekonomi dikiş tutmuyor!

Türkiye girdiği ekonomik darboğazda Döviz kurlarının kontrolü için ya faizleri artıracak ya da Merkez Bankası (MB) rezervlerini kullanacaktı. AKP ikincisini tercih ederek “2020 yılında faizi düşük tutabilmek amacıyla döviz satarak kuru kontrol etmeyi denedi”. Erdoğan’da dün “Döviz Rezervler kurdaki dalgalanmayı önlemek için kullanıldı” diyerek kabul etti ve MB kasasındaki 128 milyar dolar ne oldu sorusuna da yanıt verdi. Ama bu da işe yaramadı ve MB faizleri %8.25’den 17’ye yükselterek Türkiye’yi dünyada en yüksek faiz ödeyen 10 ülkeden biri haline getirdi. Kısacası hem rezervler eritildi hem de faizler arttırıldı. 2020 yılını eksi 41 milyar Dolar Rezervle kapatan MB’nın 2021 yılı başındaki eksi rezervinin “60 milyarı” geçtiği söyleniyor.

Faizler yükseltilince anında Yurt dışından 18 milyar dolar geldi ama ekonomik yatırım amacıyla değil yüksek faiz için gelen sıcak para.  Örneğin “ABD’de 1 aylık tahvilin faizi (yıllık) % 0,45. Bunu aylık olarak düşünürsek getirisi % 0,0375 eder. Türkiye’de gösterge faiz % 14,78. Bunun bir aylık getirisi % 1,23 eder”. Sıcak paranın geliş nedeni bu. Erdoğan Milli Görüş ideolojik referansıyla “haram” gördüğü faizleri tekrar düşürdüğü an sıcak para geri kaçacak. Para politikaları bıçak sırtı özelliğini koruyor kaldı ki ekonomi para politikalarıyla düzeltilemez.

 

Sosyal yıkımı, Bakkal amca ile GİYAD ve TİSK tarif ediyor!

Pandemin baskısıyla işletmeler kapanıyor, işsizlik, yoksulluk büyüyor! Kürdistan kentlerinde “iki kişiden biri işsiz! 10 kişiden 7’si borçlu”. Evde aş pişiremeyenlerin oranı büyüyor!  Eşitsizlik artıyor! Zengin daha zengin fakir daha fakir! Milyonlarca işçi asgari ücrete mahkûm ama asgari ücret de fiiliyatta tam ödenmiyor. İşsizliği fırsat bilen işveren 2825 lira olan asgari ücreti hesaba yatırır ama sözlü yaptığı ikili anlaşma ile duruma göre işçiden 1000, 1500 liraya kadar el altından geri alır!

Ekonomik, sosyal tablo öylesine ağır ki GİYAD ve TİSK gibi işveren kurum raporları bile; “işsiz gençlerin %64’ü sadece yol-yemek veren bir yerde çalışırım diyor. Bu oran 18-22 yaş arasında ise %74,3” diye açıklar. Yol ve yemek için çalışırım diyen gençlik! Ve Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK); iş bulmaktan ümidini kesip vazgeçenlerden; “işsizlik 303 bin azalarak 4 milyon 5 bin kişi oldu… İşsizlik oranı 12.9’a geriledi” diyerek işsizlik “düştü” yalanını üretir. TÜİK işsizlik oranı %12,9 derken DİSK-AR geniş tanımlı işsizliği %28,8, işsiz sayısını da 10 milyon 382 bin açıkladı. Bakkal amca ise tabloyu şöyle özetliyor; “zeytinyağını bardakla, salçayı kaşıkla satıyorum. insanlarda para yok”. Gerisini düşünün! İşsizlik ve düşürülemeyen enflasyon, AKP iktidarının altında bunaldığı büyük sosyal sorun!

Bu tabloda İktidarın; ne “500 yıllık ata yadigârı” Libya seferi; ne “Mavi Vatan” propagandası; ne Karadeniz “gaz müjdesi” hamlesi; ne Dağlık Karabağ ne Ayn İsa, Gare, Şengal’de “zafer” arayışları; ne de yer de elde edilemeyen zaferi “uzayda” aramaları…. İşçinin, yoksulun gerçek gündemini değiştiremiyor! AKP tabanındaki erimeyi, kopuşu durduramıyor! Erdoğan ne zaman sokağa çıksa “işsizim, açım” feryatlarıyla karşılaşıyor. Çünkü işsizin, işçinin, yoksulun, özellikle “geç saatlerde pazara gidersem ucuza iki parça fazla alırım” diyen annelerin gerçek gündemi; işsizlik, enflasyon ve zam yağmurları…! Erdoğan’ı iç siyasette sürekli gündem değiştirmeye zorlayan birinci neden çözemediği ekonomik kriz ve sosyal sonuçları.

 

Cumhur İttifakının içeride ve dışarı da siyasi açmazları derinleşiyor…

Biden’ın Münih Güvenlik Konferansı’nda “Amerika geri döndü. NATO ittifakına bağlıyız, ABD-AB işbirliğini önemsiyoruz” açıklamaları; ABD ve AB’nin Türkiye’yi “ya Transatlantik İttifakı ya Şanghay İttifakı” tercihine zorlayacağı görülüyor. Ve Libya, Mavi Vatan, Karadeniz, Kürdistan siyasetinde alanın daralacağı sürece giriliyor. Yani dışarısı “müjde” vadetmiyor!

İçerde Pazar, Çarşı, Mutfağın yangın yerine döndüğü zeminde Cumhur İttifakı, tabanının erimesini durduramıyor, yeni seçmene de ulaşmada sorun yaşıyor. Ve güçlüden, emin taraftan yana saf değiştirme, kaçış eğilimi sürüyor. Sıkça erken seçim hamleleriyle tabanı diri tutma çabaları da nafile. Aylardır kapı kapı siyasi partilere gidildi ama İttifakı genişletilemedi. Cumhur İttifakının içeride ve dışarıda her hamlesi erken seçime dönük fakat ne dışarıda bir “zafer” elde ettiler ne de İYİ Parti’yi yanlarına çekebildiler. HDP’ye saldırılar üzerinden Millet İttifakını parçalama hamleleri halen karşılık bulmadı. Bulmasının zor olacağı Gare başarısızlığını HDPye yıkma politikası üzerinden denendi karşılık bulmadı çünkü kral çıplak! Ama faturası pratikte Kürt halkına ve siyasetine kesiliyor. Açık, meşru, anayasal zeminde siyaset yapan kadrolara sonu gelmeyen gözaltı furyası sürüyor! 40 ilde çoğu HDP’li 718 kişiye gözaltı bunun çıplak kanıtı. MHP, BBP, yandaş basın, Çözüm Sürecinde “Devletin görüşlerini Kandile götüren vekillerin” resimlerini gösterip HDP’yi kriminalize ederek etkisizleştirmek hatta kapatılmasına zemin yaratmak istiyor. Cumhur İttifakı ise 2015’den beri Kürde fiilen uyguladığı siyaset yasağını resmileştirme yolarını arıyor! Erdoğan-Bahçeli “SPY ve seçim yasaları” görüşmesi bunu amaçlıyor! Gündem değişikliğinin ikinci nedeni siyasi çözümsüzlük.

 

Devlet Kürde karşı hep rutin dışıydı!

Süleyman Demirel, 91-93 ve 93-2000 yani başbakan ve Cumhurbaşkanı olduğu yıllarında gözaltında kaybedilen 360 kişi ile ilgili soruya “devlet gerektiğinde rutin dışına çıkar” demişti. Devlet, Kürde karşı kurulduğu günden beri “rutin dışı!” Yakın iki örnek; Meclise fezlekesi gönderilecek 33 vekilden 29 HDP, bir DBP diğer 3’ü ayıp olmasın diye tüm partilerden! Ve el kaldır-indir demokrasisi Kürt halk iradesine karşı devreye girecek! Diğeri Bakan Akar ve Soylu; Mecliste grubu olan partilere Gare Harekatı hakkında bilgi verirken 3. Büyük parti HDP ile görüşmüyorlar! “HDP hariç” uygulamasını Meclisteki “Kürt siyaseti hariç” olarak okumalıyız. Buyurun Devletin Kürde karşı rutin dışının Meclis versiyonu! Sokak versiyonunu ise Gökhan Güneş’i ve Ankara’da öğrencileri gündüz gözü kaçıran “Biz görünmeyenleriz” üzerinden yaşıyoruz. “Görünmeyenler” gündüz herkesin önünde devrimci, sosyalist, yurtsever kaçırıyor! Devlet ortada yok! Gidişat 1990’lı yılların Beyaz Toroslarının yerini “Biz görünmeyenlerin” kara otomobilleri alacak gibi!

 

AKP nereye el atsa ya elinde kalıyor ya da ayakları altında patlıyor….

Özetle ekonomik, politik, sosyal zemin, AKP için mayın tarlası gibi. Nereye el atsa ya elinde kalıyor ya da ayaklarının altında patlıyor. Faiz politikası, 2021’ın “reform yılı” ilan edilmesi, Kayyım rektör atanması, Libya, Mavi Vatan, İdlib, zeytin ağaçları bile çalınan Efrin gibi…! Cumhur İttifakı bu tablonun içerdiği krizi çözemiyor, yönetemiyor sürekli gündem değiştirerek öteliyor. Yeni gündem anayasa! AKP, 2020 yılının son aylarını “ekonomi ve hukuk reformu yapacağız” vaatleriyle geçirdi. “2021 yılının reform yılı olacağını” tekrarladı ancak MHP ile “reform” yapamayacağını gördü ve atamayacağı taş olarak  “sivil Anayasayı” tartışmaya açtı.

 

Erdoğan, atamayacağı taşı bilerek omuzuna aldı; anayasa!

Şimdiki gündem ortada olmayan “sivil yeni Anayasa” tartışması! AKP siyaset oyununu; bu kez yeni Anayasa üzerinden kuruyor. Başta şunu belirtelim; Kürt halkı, işçiler, kadınlar, inanç grupları, gençler sokak, meydan, işyerinden talepleriyle Anayasanın kurucu dinamikleri haline gelmezlerse, Cumhur ile Millet İttifakı kıskacında yeni sözleşme olarak Anayasa çıkmaz! Bunu bilen Erdoğan; sorunları ötelemek için atmak istemediği taşı omuzuna aldı! Aylardır “2021 hukuk ve ekonomi reform yılı olacak” dedi. Tam adım atması gerekirken “Türkiye’nin yeni bir anayasayı tartışma vakti gelmiştir” diyerek gündem değiştirdi. Çünkü “Reformlar” için AKP ile MHP’nin Meclis vekil sayısı yeterken Anayasayı değiştirmek için yetmiyor! Anayasayı değiştirmek için Millet İttifakı ya da HDP desteğine ihtiyaç var. İkisi de parlamenter sisteme dönüşü şart koşuyor. HDP’nin başka önerileri de var.

AKP, “Türkiye ilk defa sivil anayasa hazırlama şansına sahip olmuş. Tüm partiler bu süreçte yer almalı. Herkesle istişareleri yapıp bir Anaysa metni çıkarmalıyız” diyor. O halde AKP’nin yapacağı ilk iş, başta Kürtleri ve haklarını tanıyan ve100 yıllık Kürt meselesine çözümünü; farklı inançlara eşitliği; temel hak ve özgürlükleri içeren yeni sivil Anayasa taslak metnini tartışmaya açmak olmalı. Ve önemlisi, 1982 Anayasasının “Değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez” denilen ilk üç maddesi esas olarak da ırkçı 2. ve 3. Maddelerinde değişimi içermeli. Bunları içermeyen hiçbir Anayasa metni “yeni ve sivil” olamaz.

Erdoğan; “Cumhuriyetimizin 100. yılını darbe anayasasıyla değil, yeni sivil bir Anayasa ile karşılayalım” önermesinin arkasında duracaksa o zaman darbeci generallerin “değiştirilmesi teklif edilemez” denilen üç maddenin çıkarmasını önermeli. Önerir mi? Mümkün değil. Bunu önerdiğinde MHP bir yana CHP’nin dahi desteğini alamaz. Çünkü Kılıçdaroğlu “Türkiye’nin demokratik yeni Anayasaya ihtiyacı var. Tabii ilk dört madde aynı kalması kaydıyla” diyerek darbeci generallerin yanında saf tuttu.

Özetle AKP’nin son aylarda; “2021 hukuk-adalet reformu yılı olacak”, “2023’ü yeni toplumsal sözleşmeyle müjdeleyelim”, “Cumhuriyetin 100’üncü yılını darbe anayasasıyla değil sivil Anayasa ile karşılayalım”… söylemleri gündem değiştirip zaman kazanma, sorunları öteleme çabasından ibarettir. Mevcut Anayasayı bile uygulamayan Cumhur İttifakı yeni Anayasa yapamaz! Kısacası, Cumhur İttifakını Yeni Anayasa pasına girmemek gerekiyor…

 

Kürtsüz siyaset arayışı çözümsüzlük olduğu kadar çaresizlik…

Cumhur İttifakının, “Kürtsüz siyaset” arayışı, çaresizlik olduğu kadar çözümsüzlüktür. Bu çözümsüzlükte ısrar edeceği görülüyor. Kürt halkı, demokratik zeminde siyaset yapmanın yol ve araçlarını bugüne kadar nasıl ürettiyse yine üretir. Ve Kürtsüz siyaset arayışlarına karşı mücadele, sadece Kürdistanlıların değil Türkiye demokrasi güçlerinin de görev ve sorumluluğudur.

Olağanüstü bir süreçten geçiyoruz! Öyle ki Tuğrul Türkeş bile bu süreci “Azgın milliyetçilik” diye niteleyecek kadar olağanüstü! Yapılacak olan; Kürdistan’da ulusal birliği kalıcılaştırmak, Türkiye demokrasi güçleriyle dayanışma geliştirmek. Parti saflarını sıkılaştırmak…! Ve elbette işçi emekçi halka gitmek! 25.02.2021

canbegyekbun@hotmail.com

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

WordPress spam blocked by CleanTalk.