Genel

7 ŞUBAT 2016 AMED KONFERANS SUNUMUNUN ANA HATLARI

Değerli katılımcılar!

Hepinizi Özgürlük ve Sosyalizm Partisi adına saygıyla selamlıyoruz.  Konferansın, savaşın durmasında ve halkımızın özgürlüğü yolunda olumlu karar ve yönelimlerle sonuçlanmasını diliyoruz.

Halkımıza dayanılması zor acıların yaşatıldığı şu günlerde acıları bir parça da olsa dindirmeyi ve Kürdistan meselesinin çözümüne katkı koymayı amaçlamış bu Konferansın düzenlenmesinde emeği geçen herkese Partimiz adına teşekkürlerimizi sunuyoruz!

*Konferansımız; aylardan beri Varto, Silvan, Cizre, Sur, Silopi’de halkımıza dayatılan savaşta yaşamını yitiren insanlarımızı saygıyla anarak ailelerine ve halkımıza başsağlığı dilemelidir!

Barikat/hendek savaşının halkımızın özgürlük mücadelesine zarar verdiğini, dolaysıyla yanlış olduğunun altını çizerken, barikatlarda yaşamını yitiren gençlerin devrimci ruhuna sahip çıktığını ilan etmeli.

*Konferansımız, Kürdistan parçalarındaki özgürlük mücadelesini selamlamalı! Güney Kürdistan’ın bağımsızlık yönündeki adımlarını desteklediğini ve bu kritik süreçte Güneyli siyaseti kendi iç demokrasisini güçlendirmeye, bir süredir devam eden, giderek krize dönüşen başkanlık meselesini bir an evvel çözmeye çağırmalı!

Rojava Kürdistanı’nın siyasal/idari statü yönündeki mücadelesini desteklediğiniz ilan etmeli. Başta PYD olmak üzere Rojavalı siyasetimizi, Rojava’da Kürt ulusal ittifakı için daha fazla çaba harcamaya çağırmalı.

İran’ın, Batı ile nükleer anlaşma imzalamasıyla birlikte Doğu Kürdistan’a bölgesel-küresel destek ve ilginin zayıflamasına rağmen, Doğulu halkımızın mücadelesinin yeniden güçleniyor olmasını diğer olumlu bir gelişme olarak selamlamalı.

*Konferansımız; 1128 akademisyen-aydının, “Bu Suça Ortak Olmayacağız” başlığı altındaki tutum ve çağrısını halkımızla güçlü bir dayanışma adımı olarak görüp desteklemeli ve AKP hükümetinin, aydınlara dönük başlattığı soruşturma, gözaltı gibi baskılarını kınadığını ilan etmelidir!

*Konferansımız; Yılda 50 milyon insanın açlıktan öldüğü”, “Dünyanın en zengin 62 kişisinin servetinin, dünya nüfusunun yarısını teşkil eden en yoksulların toplam servetine denk geldiği” kapitalist dünyada; küresel emek güçlerini eşitlik ve adalet için mücadeleye çağırmalı!

Değerli katılımcılar

6-7 Şubat 2016 Konferansı’nın her üç maddesi de önemlidir ve inanıyoruz ki konu üzerinde gerek sunumlar gerekse söz alıp konuşanlar önemli katkılarda bulunacaklar. Düzenleyici siyasal partilere son şık ile ilgili sunum hakkı tanındığından “Çözüm perspektifi ve yolları” başlıklı gündem ile ilgili görüşlerimizi sizinle paylaşacağız!

Şubat 2016 Konferansı öncelikle SAVAŞIN ÇÖZÜMSÜZLÜĞÜ’ne vurgu yaparak güçlü bir kamuoyu oluşturulmalıdır!

Dünya kamuoyu ve Türkiye halklarının gözü önünde kentlerimiz tankların top mermileri ile dövülüyor! Niçin, neden?

Dolmabahçe’de siyasal çözüm arayışı tıkanınca, 7 Haziran seçimlerinde AKP beklediği meclis çoğunluğunu alamayınca ve Erdoğan’ın başkanlık hesapları çökünce, önemlisi Rojava’da Türk devletinin hesapları tutmayınca… devlet ve hükümet savaş siyasetine sarıldı. Çünkü Devlet, seçimlerin ortaya çıkardığı Kürdistan haritasını kabullenmemişti, AKP ise salt iktidar çoğunluğunu yitirirken, Erdoğan’ın da başkanlık hesapları bozulmuştu! Zaten halkımıza savaş ilanı da bu üç gelişme üzerinden oldu.

Dolayısıyla Kürd’e savaş ilanında, devletin milli çıkarlarıyla ile AKP’nin siyasal çıkarları örtüştü.

Devlet ve hükümet halkımıza yeniden savaş açmak için bahane arıyordu ve aradığı bahaneyi PKK’nin kentlerde ilan ettiği silahlı barikat savaşında buldu. Hendek/barikat bahanesiyle halkımıza açılan topyekûn savaşla Kürt meselesinde yeniden askeri politikalara dönüldü! Devlet ve hükümet “çözüm” adına Kürt meselesinin kendisi yerine salt sonuçlarıyla uğraştıkça “bu iş yeniden karakolda bitecek” uyarısını yapmıştık!

Neler yapılıyor?

*Tank ve TOMA’larla kentlerimiz bombalanıyor, mahalleler boşaltılıyor, tankların namluları evlerin bahçe ve pencerelerinden içeri sokulacak kadar halkı baskı altına alıyor!

nsanlarımızın ölü ve yaralı bedenleri günlerce sokak ortasında kaldırılamıyor. Apartman bodrumlarına sığınmış yaralıların günlerdir onca çabaya rağmen ambulansla alınmalarına izin verilmiyor!

*Bir halk, beyaz bayrak açarak yaşadığı kentten göçüyor!  Cizre, Sur, Silopi’de insanların evinde güvenli yaşamaları bir yana her şeylerini bırakıp kaçmaları bile ancak beyaz bayrak açarak gerçekleşiyor. Yani kaçmak bile artık güvenli değil!

*Türk rejiminin tankla, topla “kamu güvenliği” ve “halkın can-mal güvenliğini sağlayacağım” diyerek sürdürdüğü operasyonlarla Sur, Silvan, Cizre gibi kentlerimizde halkımızın ne canı ne de malı kaldı!

*Türkiye basın ve kamuoyunun “görmedim-duymadım-bilmiyorum” tavrına karşı çıkan Ayşe Öğretmen, “Burada yaşananlara sessiz kalmayın. Görün, duyun ve artık bize el verin.

Yazık; insanlar ölmesin, çocuklar ölmesin, anneler ağlamasın” dedi diye adeta linç edildi

*Türkiyeli aydınlar “Bu Suça Ortak Olmayacağız” deyince devlet ve hükümet yetkilileri, yandaş medya peş peşe “vatan hainleri”, “alçaklar”, “tiksiniyorum” diye saldırıp savcıları, YÖK başkanını harekete geçmeye çağırdılar.

Değerli katılımcılar!

Uzatmaya gerek yok olanları hepiniz görüyor-izliyor-yaşıyorsunuz! Mesele ne/neler yapacağımızda!

*Kürt siyaseti bir an evvel ortak tutumla; devlet ve hükümetin bu savaş politikasına karşı durduğunu; Devletin, ulusal özgürlük mücadelesi karşısında silahla bir yere varamayacağını ilan etmelidir! Kısacası Devlet yüz yılı aşkındır, Kürdistan meselesini silah ve asimilasyonla çözemedi, bundan böyle de çözemeyeceğinin altı çizilmelidir!

*AKP hükümetine; bunca yıkım ve kan üzerinden artık Kürtleri yönetmeniz çok zor. Bir an evvel savaşı durdur, kentlerdeki tank ve özel kuvvetleri geri çek, siyasal çözüm zemini oluştur çağrısı yine ortak yapılmalıdır.

Kürt siyaseti yine ortak tutumla; Devleti, fiili OHAL uygulaması ve sürdürülen operasyonları derhal durdurmaya; “önce silahlı hareketi bitirelim, sonra çözüm başlar” söylemini geride bırakarak adım atmaya, silah meselesi ile Kürt meselesini ayrı ayrı ele almaya çağırmalı!

*Devletin ve AKP hükümetinin, Kürt ve Kürdistan meselesinin salt sonuçlarını ortadan kaldırmakla sınırlı siyasetinin bugüne kadar çözüm üretmediği tersine çözümsüzlüğü derinleştirdiğinin altı çizilmeli. Tanklarla yakılıp yıkılan yerlerde “kentsel dönüşümlerle” meseleyi çözemeyeceği vurgulanmalıdır.

*AKP, “makul-makul olmayan Kürt” tanımıyla Kürtleri ayrıştırmaktan, karşı karşıya getirmekten vazgeçip çözüm üretmeye çağrılmalı. Silah meselesinin çözümünde PKK ile müzakere etmeye çağrılırken, Kürt meselesinin çözümüne yönelik müzakerelerde ise muhatap olarak bütün zenginliğiyle Kürdistan ulusal demokratik hareketini temsil edecek olan bir olmalıdır.

Çözüm, öncelikle devlet ve hükümetin, Kürt/Kürdistan meselesini kabullenip çözüm üretmesinden geçiyor.

Çözüm, Türk devlet ve hükümetinin, halkımızın ulusal kendi kaderini tayin hakkını (özerklik, federasyon, bağımsızlık) özgürce kullanmasını tanımasından geçiyor. Anadilde eğitim-öğretim başta olmak üzere meselenin çözümüne dönük adımları atmasında yatıyor.

Çözüm, güncelliğini koruyan ve Kürt meselesinin çözümünü de doğrudan etkileyecek olan yeni anayasa yapımında; Kürtlerin, yok sayılan diğer halkların ve baskı altındaki inançların varlığı ile haklarının yer almasındadır.

Değerli dostlar!

Kürt siyaseti açısında da Çözüm, sivil siyasetin güçlü çıkışında aranmalı dolayısıyla Kürtlerin, Devletin savaş siyasetine yanıtı bugün silah olmamalı!Kobanê ile Cizre, Suriye ile Türkiye aynı kefeye konularak “Cizre’yi Kobanê yapacağım” demenin bugün karşılığı yoktur. Kentlerimiz yakılıp yıkılarak Kobanê’ye dönüştürüldü fakat sonucunun Kobanê gibi olmayacağı ilk günden belliydi. Çünkü Türkiye Suriye değildi!

Devletin silahla bir yere varamayacağını herkesten çok PKK biliyorsa, tek yanlı da olsa silahları susturup halkın savaşa karşı öfkesini demokratik yollarla ortaya koymanın zeminini hazırlamada katkıda bulunmalı. Çünkü Çözümün anahtarı, halkımızın meşru demokratik isyanında! Kuzey’de bugün çıkış yolu, sivil itaatsizliğe dayalı statü arayışında. Partilerimiz ortak tutumla, siyasal statü başta olmak üzere halkı temel ulusal demokratik talepler uğruna mücadeleye çağırmalı!

Şubat Konferansı, başta Kuzey Kürdistan olmak üzere ULUSAL İTTİFAKA hizmet etmeli!

Değerli katılımcılar;

Afganistan-Ukrayna-Mısır üçgeninde 20 yıldır postmodern savaş sürüyor ve sanırım daha 15-20 yıl daha da sürecek. Bu üçgende, savaş savaş gibi, barış da barış gibi yaşanmıyor. Söz konusu üçgenin merkezinde de Kürdistan yer alıyor. Dolayısıyla halkımız lehine fırsatlar kadar tehlikeli bariyerler de var. Fırsatları lehimize kullanmanın ve engelleri aşmanın yollarından biri gerek parçalarda gerekse parçalar arasında ulusal ittifaktır!

Kürt siyaseti bugün ulusal ittifaka yönelmeyecek de ne zaman yönelecek?  Eğer Rojava kendi içerisinde ulusal ittifakını gerçekleştirmiş olsaydı,Cenevre’de temsili gerçekleşebilirdi! Rojava’da ’in Cigerxiw’in “eger hûn nebin yek, hûnê herin yek bi yek” (yanı ulusal ittifak kurmazsanız telef olursunuz birer birer) dediği gerçekleşti. İki farklı eksen Ulusal ittifak kuramayınca TEV DEM (PYD) de ENKS de Cenevre’ye katılamadı!

Daha birkaç gün önce gördük ki, Rojava’da PYD’yi destekleyen ABD ve Rusya bile çıkarları gereği; Türkiye, S. Arabistan ve Katar bloğunun karşı tavrı nedeniyle geri adım attılar.

Kürtlerin elbette dostları vardır olacak ama öncelikle kendimiz olmalıyız. Bölge pastasında pay almak için uğraşan küresel, bölgesel aktörler, Kürtlerin dostu olma yarışındalar(!) Burada Kürt siyasetinin sağlam ilke ve ölçüye ihtiyacı vardır. Bu açıdan öncelikle bölgede statükoyu değiştirmek isteyenler ile statükoyu savunanlar ayrımını iyi yapmamız lazım!

Kürtler kendileri olmazsa, ulusal ittifaklarını kurmazlarsa, 100 yılı aşkın süreden beri devam eden ulusal mücadelenin halkta yarattığı güçlü özgürlük bilinci, özlemi ve oluşan lehte faktörlere rağmen “21.yy Kürtlerin yüzyılı olacaktır” söylemi iddia ötesine geçmeyebilir.

Bu nedenle 6-7 Şubat Konferansı en başta Kuzey Kürdistan’da ulusal ittifakın gelişmesine hizmet edebilmelidir.

Değerli dostlar, katılımcılar!

Mevcut savaş koşullarında Kürt siyaseti kendi içerisinde “sen yanlış yaptın ben doğru yaptım” tartışması ile bağlantılı iç egemenlik hesaplarını da tüm parçalarda sonraya bırakarak ortak iradeyi yansıtacak acil adımları atmalı. Devlet haksızken tüm güçlerini Kürdistan meselesinde “ortak milli payda” adına birleştiriyorsa, Kürt siyasal partileri haklı davalarında güçlerini birleştirmeli. Böylece “makul, makul olmayan Kürt” ayrımı da devletin elinden alınmalıdır!

Şimdi tam da Kürdün, Kürde de demokratik yaklaşmasının zamanı!

12654574_1038455906211422_5924656025624801121_n

Kalıcı ulusal demokratik ittifak Kürtler arası iç demokrasinin gelişmesini de sağlayacaktır. Başkasına hatta Ortadoğu’ya demokrasi götürmeye istekliysek önce kendi içimizde demokrasi var mı yok mu bakmamız lazım! Kürdistanlı parti ve hareketler, dışarıya “demokrasi dersi” verip kendi içinde birbirini dışlayan tekçi, otoriter davranışlarla iç demokrasiyi baltalarlarsa yol alamayız.

Biliyoruz ulusal demokratik güçler arasında ittifak ve güven ilişkisi sorunlu kavramlardır. Ve parti siyaseti gibi ulusal ittifak siyaseti de salt güven üzerine kurulmaz ama güven az çok olmadan da ulusal demokratik ittifak olmaz. Burada ikisini de içerecek bir ilişki biçimini bulmalıyız. Elbette geniş ittifak beraberinde hepimize yeni yükümlülükler getirecektir. Tabir uygunsa birbirimizin kahrını çekeceğiz! Farklılıklara tahammül ve ortaklaşma üzerinde iç demokrasiyi geliştirmek gibi!

Değerli katılımcılar, çağrı ile bitiriyoruz!

* Çağrımız; Türkiye halklarına, kamuoyuna! Halkımıza yapılana sessiz kalmayın! Türk rejimi ve hükümetinin üzerinde siyasal çözüme dönülmesi için demokratik basınç oluşturun!

* Çağrımız; BM, AP, AHİM, AGİT, Dünya halklarına! Halkımıza yapılanlara karşı sesiz kalmayın! Türk hükümetine baskı uygulayın!

* Çağrımız; ülkede ve ülke dışındaki halkımıza! Zulme karşı daha fazla örgütlü mücadeleyi yükseltin!

Savaş ve yıkım durdurulsun!

Siyasal çözüme dönülsün!

1 thought on “7 ŞUBAT 2016 AMED KONFERANS SUNUMUNUN ANA HATLARI

  1. ドライビングサポート機能も充実ハイブリッドには、アクセルペダルの反力によってエコドライブへの誘導や、雪道などでのアクセル操作支援を行う、リアクティブフォースペダルをホンダの国内モデルとして初めて搭載した。 元々ダウン製品は、水鳥の産毛ですので、水洗いが適しているのですが、軽さを重視するあまり生地が薄く軽量になり、水洗いにより破れやすくなってきました。 モンクレール メンズ tシャツ
    今回は状態がよかったので、水で丸洗いしていきました。 当時はプレミアムダウンと言えばモンクレールと言っても過言では無く、その領域で先駆的な位置づけとして多くの媒体でプッシュされていました。
    モンクレール モッズ コート ラスト1点です‼ MONCLER.5pacset.socks‼ ギフトなどにもお早めに!!MONCLER.5pacset.socks‼前回分は即売れしたvol2です今1つ売れたので、ラスト1点です‼10800円税込是非‼。 韓国の衣料品は、スタイリッシュでエレガントなデザインのための多くの女の子とすべての年齢の人々 によって見なされています。
    モンクレール ダウン レディース 人気
    これをアラフィフおやじが着るんですけど‥w嫁は柄違いのキティちゃんメンズパンツを購入です。 福島第一原発の事故の影響について、IAEAは、周辺国の不安を和らげるためには調査の透明性を高めることが重要だとして、日本に対し複数の機関の分析を比較する形で公開するよう助言してきました。 モンクレール ダウン メンズ 2017
    来年も着たいから、直しちゃううちのお父ちゃん(65歳)は、モンクレールの同じダウンをかれこれ35年着ている!!襟元やほつれを何度も直しながら、これしか着たくない!というこだわりっぷり。 ジャストカヴァリとニールバレットとテットオム。
    モンクレール メンズ 人気 もともとは社長兼CEOのアルベルトプレージ氏の為だけに作られたプライベートラインが始まりです。 今回、MINERVAには、アウター2型入荷しております。
    モンクレール 白 ダウン

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

WordPress spam blocked by CleanTalk.